(1086 S. K. m. 160, 163)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 225 ada 108 ve 109 parsel sayılı 5453.05, 5003.25 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Yasaya göre oluşturulan tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Mustafa ve Mehmet Kayalı yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın açılmamış sayılmasına ve çekişme konusu 225 ada 108 ve 109 parsel sayılı taşınmazların mahkemenin 1999/57 esas 1999/334 karar sayılı ve 11.11.1999 tarihli ilamı gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 2.11.2000 tarihli duruşmada taraflara her türlü delil ve tanıklarını bildirmeleri için 10 günlük kesin süre verildiğini bu süre içinde bildirimde bulunulmadığından söz ederek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; anılan oturumda davacı vekili bulunmamıştır. Bu nedenle kendisine meşruatlı tebligat ile bildirimde bulunulmuştur. Bu tebligat davacı vekiline 23.11.2000 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda 10 günlük süre tebliğ tarihinden itibaren başlar. Davacı vekili 4.12.2000 tarihli dilekçesi ile delillerini bildirmiştir. Bu bildirim tarihine göre süre geçmemiştir. Bu itibarla davacı tarafın bildirdiği deliller toplanmak ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi tebligatta delillerin bildirilmemesi halinde delillerden vazgeçmiş sayılacağı ihtar edildiği halde kararda davanın açılmamış sayılmasına şeklinde hüküm kurulması da isabetsiz temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy