(3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1 ada 56 parsel sayılı 3490 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, diğer davacı satın alma ve tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ve davacı Temel Maden Sanayi Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere ve dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli parseli kapsadığı kanıtlanamadığına göre davacı Temel Maden A.Ş.'nin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince: Çekişmeli parselin 1957 yılında yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu sırasında tespit dışı kaldığı belirlenmiştir. Tespit tarihi itibariyle orman olan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların kadastro dışında bırakılması gerekir. Tarım arazisi olan taşınmazın kadastro dışında bırakılması istisnai bir durumdur. Dava konusu olayda böyle bir istisnanın varlığıda iddia ve ispat olunmamıştır. Öte yandan, taşınmazın ormana bitişik olduğu anlaşılmaktadır. 3116 sayılı Kanun uyarınca 1942 yılında yapılan orman kadastrosu dışında kalmış olması taşınmazın öncesinin orman veya orman toprağı olmadığı şeklinde yorumlanamaz. Zira kadastro tarihinden sonra 13.7.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun'la yapılan devletleştirmeler orman tahdidi sırasında değerlendirilmeye tabii tutulmamıştır. Ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen 4.6.2001 tarihli raporda arazinin "... kireçsiz orman topraklarından oluştuğu ..." belirtilerek taşınmazın 10 yıldır kullanılmadığı, toprak profilinin sığ olduğu, eğiminin %10-12 derece bulunduğu, uzun yıllarda nadiren kullanıldığı açıkça vurgulanmıştır. Ziraatçi bilirkişinin gözleme dayanan raporu karşısında yerel bilirkişi ve tanıkların soyut nitelikteki sözlerine değer verilemez. Orman veya orman toprağının ve belediye sınırları içerisindeki Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğunun mahkemece kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Hal böyle olunca; Hazine tarafından açılan davanın kabulü ile taşınmazın tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı Hazinenin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy