(3402 S. K. m. 12) (766 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 527 parsel sayılı 58500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle davalılar adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak taşınmazın 13923 metrekarelik kısmı için dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin krokide A harfi ile gösterilen 13923 metrekarelik kısmının ifrazı ile köyün son parsel numarası verilmek suretiyle davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu Ç. Köyü 527 sayılı parselin kadastro tespiti 1956 yılında yapılmıştır. Tespite yapılan itiraz kadastro mahkemesinin 1956/ 1573 esas ve 1963/220 sayılı kararı ile reddedilmiş, tutanak 1966 yılında kesinleştiğinden tapuya tescil işlemi yapılmıştır. 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddeleri gereğince; tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanarak dava açılması mümkün değildir. Kanunda öngörülen süre hak düşürücü olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Antalya Tapulama Hakimliği'nin 1971/439 esas ve 1977/111 sayılı kararı K.Göz - Y. Köy 399 sayılı parsele ilişkindir. Ç. Köyü 527 parsel ile ilgili dava açılmadığı gibi tespit maliklerine karşı yöneltilen itiraz da bulunmamaktadır. Başka bir parsel ile ilgili olarak açılan dava hak düşürücü süreyi etkilemez. Kararda ilgililerin dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş olması da hak düşürücü süreyi kesmez. Görülmekte olan dava 22.4.1992 tarihinde açıldığına göre hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. Hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına 11.5.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy