(1086 S. K. m. 94, 95, 151) (3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle: Dava konusu 28 sayılı parseli dıştan çevreleyen tüm komşu parsellere ait tutanakların ve dayanak kayıtlarının getirtilmesi, mahalline uygulanması ile dava konusu parsel yönünü ne olarak gösterdiğinin belirlenmesi, bu suretle bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu parselin krokide (A) harfi ile gösterilen 62800 metrekarelik kısmının davacı Mehmet ... adına tesciline, kalan 116.600 metrekarelik kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere ve bozma doğrultusunda işlem yapılarak zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu sabit olduğuna göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, davacı 5.4.1988 tarihli keşif sırasında kendisine ait taşınmazın 30 dönüm olduğunu açıkça belirterek tutanağı imzalamış ve bu beyanı usulen belgelendirilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 151/son maddesi gereğince bu beyan davacı yönünden bağlayıcıdır. Anılan Yasanın 94 ve 95. maddeleri gereğince hüküm kurulması gerekli olduğu halde mahkemece talep aşılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Kaldı ki, önceki hükümde davacı yararına 46800 metrekare miktarındaki bölümün tesciline karar verildiği halde davacı tarafından hüküm temyiz edilmemesine rağmen Hazine yararına usulü müktesep hak oluştuğu gözetilmeksizin hüküm kurulması da isabetsizdir. Kabule göre de, kamulaştırılan bölümün yol olarak terkinine, haritasında işaretlenmesine ve mera olan bölümlerin sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken kamu orta mallarının tesciline karar verilemeyeceği düşünülmeksizin hüküm kurulması da isabetsizdir. Hal böyle olunca; taşınmazın doğu bölümünden 30.000 metrekare miktarındaki kısmın ifrazı ile davacı adına tapuya tesciline, yol olan bölümün terkini ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B-son maddesi gereğince haritasında gösterilmesine ve taşınmazın geri kalan bölümlerinin ise mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmelidir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy