(3402 S. K. m. 13)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki istenilmekle; duruşma için belirli edilen tarih ve saatte temyiz edenlerden Hazine vekili Avukat Faik Tanlık ile Hüseyin Yağmur vekili Avukat Şerif Felekoğlu geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içerisinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Tapulama sırasında 18 parsel s. 528.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Mayıs 316 gün 14, 15 ve Haziran 324 gün 60 no.lu tapu kayıtları sebebiyle 4/40'ar payı Abdullah oğulları Sadık ve Muharrem, 32/40 payı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar tapu kayıtlarına dayanarak tespite itirazen dava açmışlardır. Yargılama sırasında Abdullah Astsubay ve müşterekleri tapu kayıtlarına, Hüseyin Yağmur tespitten sonraki satın almaya dayanarak davaya müdahil olmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacılar ve sair müdahillerin davalarının reddine, müdahil Hüseyin Yağmur'un davasının kabulüne, taşınmazın Hüseyin Yağmur adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalılardan Atife Üstün, Yümnü Üstün mirasçıları ve 31 arkadaşı, Turhan Koçer mirasçıları ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacıların ve davalıların dayandığı tapu kayıtlarının davaya konu parseli kapsamadığı ve yargılama sırasında davaya müdahil olarak katılan Hüseyin Yağmur ile onu bayii adına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli olmadığı gibi değerlendirmede dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dosya kapsamında aynı grup tapu kayıtlarına dayanılarak açılan ve halen derdest olan 14 adet davanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme önüne getirilen davaları kısa zamanda ve en az masrafla sonuçlandırmakla yükümlüdür. Aynı tapu kaydına dayanılarak açılmış çok sayıda dava bulunduğuna göre tapu kayıtlarına kapsam tayini ve taksim araştırma ve incelemesi yönünden öncelikle bu davaların birleştirilerek yürütülmesi gerekir. Mahkemece bu gereğe riayet edilmemiş olması doğru değildir.
Ayrıca, yargılama sırasında davaya müdahil olarak katılan Hüseyin Yağmur taşınmazı kadastro tespitinden sonra 5.8.1991 ve 5.8.1998 tarihlerinde senetle satın aldığını ileri sürmüştür. Mahkemece bu satışa değer verilerek hüküm kurulmuştur. 3402 s. Kadastro Kanunu'nun hükümlerine göre tespitten sonra doğan haklara ait uyuşmazlıkların kadastro mahkemesinde çözümlenmesi mümkün değildir. Bu tür uyuşmazlıkların genel hukuk mahkemelerinde görülüp karara bağlanması gerekir. Görev konusu kamu düzenine ait olup, mahkemece resen nazara alınması gerekir. Mahkemenin görev konusunu gözardı edip işin esasına girerek taraflar yönünden kesin hüküm oluşturacak biçimde karar vermiş bulunması da açıkça kanuna aykırıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden ayrı olarak davacılar ve davalı taraf tapu kayıtlarına, müdahil ise, vergi kaydı ve zilyetliğe dayanmıştır. Mahkemece dayanılan tapu kayıtları ihdasından itibaren bütün tedavülleri ile birlikte getirtilip mahalline uygulanmamış, komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler tam olarak getirtilmemiş, irtibatlı davalara ait parseller bir tüm olarak kabul edilmek suretiyle kayıt uygulaması yapılmadığı için tapu tatbikatı eksik ve yetersiz bırakılmış, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sütunundaki beyanlara aykırı olduğu kabul edilip bu yönde hüküm kurulduğu durumda tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmamış, gerek davacı tapuları gerekse tespitte uygulanan tapu kayıtları tesisinden itibaren tam olarak getirtilmemiş bu sebeple bilirkişi incelemesi de yüzeysel ve eksik kalmış, ayrıca kabule göre de; taksim araştırma, inceleme ve araştırması dahi yöntemince yapılmamıştır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle aynı grup tapu kaydına dayanılarak açılan dava dosyaları birleştirilmeli, davaya konu edilen parsellerle bu parselleri dıştan çevreleyen taşınmazlara komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler ile davacı ve davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları ihdasından itibaren bütün tedavülleriyle birlikte Silvan ve Bismil Tapu Sicil Müdürlükleri ile Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığından getirtilmeli, tapu kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak mükerrerlik iddiası değerlendirilmeli, kayıt sahiplerinin veraset ilamları eksiksiz olarak getirtilerek incelenmeli, tarafların dayandıkları ve dayanacakları deliller celp edilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi aracılığıyla keşif icra edilerek tapu kayıtları ihdasından itibaren bütün tedavülleri ile birlikte okunarak bilirkişilerce kayıtta yazılı hudutlar zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, dinlenecek bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne halde bulunduğu, kime ilişkin olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, zilyetlik konusundaki çelişkiler giderilmeli, taşınmaza uyan tapu kaydının hukuki kıymeti 3402 s. Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesine göre değerlendirilmeli, kayıt sahipleri arasında bir taksim yapılmış ise buna göre vergi kayıtları tesis olup olmadığı üzerinde durulmalı, taksim sırasında her bir mirasçıya bırakılan yerlerin tutanakları da celp olunmak suretiyle harici taksim yapılıp yapılmadığı kesin olarak belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözlerinin yapılan kayıt uygulamasının ve harici taksim konusundaki beyanlara uygunluğu, komşu parseller ile taksime konu parsellerin tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, teknik bilirkişiye keşfi izleme ve denetleme imkanı verir kroki düzenlettirilmeli, gerekirse tanık sıfatıyla dinlenilecek tesbit bilirkişileri ile yüzleştirme yapılmak suretiyle zilyetlik konusunda hasıl olabilecek çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen biçimde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz olduğu gibi noter senedi ile tespitten sonraki satın almaya dayanan Hüseyin Yağmur yönünden mahkemenin görevsiz olduğunun düşünülmemesi de usul ve kanuna aykırı temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA Yargıtay duruşması için takdir edilen 97.500.000 TL. vekalet ücretinin davacılardan alınarak, duruşmada kendisini vekille temsil ettiren Hazineye verilmesine 19.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy