(3402 S. K. m. 13, 15) (2762 S. K. m. 41) (743 S. K. m. 639)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle paylı olarak davacı ve davalılar adlarına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve tapu kaydındaki davalı payının hukuki değerini yitirdiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece taşınmazların tapu kaydının icareteynli vakıftan geldiği ve mülkiyetin hükmen mutasarrıfına geçtiği 13.12.1955 tarihi ile taviz bedeli ödenerek davalı taraf adına intikalen yapıldığı 5.5.1971 tarihi arasında 20 yıllık zilyetlikle iktisap (3402 sayılı Kanun'un 13/B-c) süresi dolmadığı, 5.5.1971 tarih 6 nolu davalı pay tapusunun hukuki değerini koruduğu gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazların 1/2 payının davacı, 1/2 payının davalı taraf adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan Fatma Balık ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların tarafların dayanağını oluşturan tapu kayıtları kapsamında kaldığı, davacı tarafın 1944 yılında taşınmazların 1/2 payını tapu ile satın aldıkları ve o tarihten sonra çekişmeli parsellerin tamamına çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet oldukları, davalıların taşınmazlarda zilyetliklerinin bulunmadığı dosya kapsamıyla sabittir. Kök tapu kayıtları davacıların bayilerinin ve davalılara ortak kök miras bırakanı Mehmet Sun'i Efendi adına kayıtlı bulunmaktadır. Sun'i Efendi'nin 1307 yılında öldüğü ve mirasının müşterek mülkiyet şeklinde mirasçılarına intikal ettiği, sözü edilen kişinin Asaf ve Emine Sadiye adına da iki mirasçısının bulunduğu, Asaf'in davacılara satış yapan kişilerin miras bırakanı, Emine Sadiye'nin ise davalıların miras bırakanı olduğu, Asaf'ın 1339, Emine Sadiye'nin ise 1929 yılında öldükleri anlaşılmaktadır. Mirasçılardan Asaf'a ait pay tapuda intikal görmek suretiyle 1944 yılında 1/2 pay için pay tapusu oluşturulduğu ve aynı yıl davacı tarafa satış yapıldığı, Emine Sadiye'ye ait payın ise müracaatına bırakıldığı, payın 1971 yılına kadar tedavül görmediği belirlenmiştir. Davacıların zilyetliğinin fer'i nitelikte olduğu davalı tarafça savunulmuş ise de; bu savunma kanıtlanamamıştır. Ayrıca davalılar vakfın icareteynli vakıf olduğunu, 1971 yılındaki intikal tarihine kadar süre yönünden de davacılar yararına iktisap koşullarının gerçekleşemeyeceğini savunmuşlar ve mahkeme de bu savunmaya itibar ederek davayı reddetmiş ise de, gerek taşınmazın niteliği, gerekse vakfın türü bakımından mahkemenin değerlendirilmesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Nizalı parsellere ait dayanak tapu kaydı ve geldi kayıtlarında vakıf malların Beyceğiz mezrasında olduğu ve cinsinin Evkafa Mülhak Behruz Ağa Vakfından icareteynli vakıf malı olduğu yazılıdır. Aynı Vakfa ait bulunan Vakıf Temessük Senedi ve Senedi Hakeni başlıklı belgelerde taşınmazın orman, koru ve mer'a niteliğinde bulunduğu açıklanmıştır. Taşınmazın niteliğini gösteren bu bilgilere öncelikle değer verilmesi gerekir. Bu belgelerde geçen böyle bir yerin sahih vakıf olarak vakfedilmesi mümkün değildir. Dava konusu olaydaki arazi Prof. Dr. İsmet Sungurbey'in 7 Aralık 1995 tarihli raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı gibi arazi-i emiriyyenin yalnızca aşar gibi vergi ve resimlerinin bir hayır cihetine tahsis edildiği tahsis ve irsad kabilinden bedeli öşür mukatadı gayr-i sahih bir vakıf nevindedir. Taşınmazların niteliği, konumu ve miktarı itibariyle bu arazinin sahih vakıflardan olan icareteynli vakıflarla hiçbir ilgisi yoktur. Bu durumda somut olayda zilyetlikle iktisap süresi 4755 sayılı Kanun'la değişik 2762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmadığından 13.12.1955 tarihinde değil, 1944 yılında başlar. Zilyetlikle iktisap yasağı getiren 903 sayılı Kanun'un yürürlük tarihine (24.7.1967) kadar 2762 sayılı Kanun'un 41 ve Medeni Kanun'un 639.maddeleri hükümlerine göre bu nev'i vakıf mallarının zilyetlikle iktisabı mümkün bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15/2. maddesi gereğince tapuda kayıtlı bulunan taşınmazların belirli payının dahi zilyetlikle kazanılması olanaklıdır. Kayıt maliki Sun'i Efendi ile mirasçısı bulunan Emine Sadiye'nin ölümünden tapu kaydının intikal tarihi olan 1971 yılına kadar 20 yıldan çok fazla süre geçmiştir. Davacıların malik sıfatıyla zilyetliğinin 1944 yılında başladığı nazara alındığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinde öngörülen iktisap şartları davacılar yararına oluşmuş, davalılar ait pay tapusu hukuki geçerliliğini yitirmiştir. Hukuki geçerliliğini yitiren tapunun tedavül görmesi o tapuyu geçerli hale getirmez. Hal böyle olunca; temyize konu parseller yönünden davanın kabulüne, taşınmazların tüm payının davacı taraf adına tesciline karar verilmesi gerekir. Bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyize konu parseller yönünden BOZULMASINA, 17.07.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy