(3402 S. K. m. 14, 46/1) (743 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 163 ada 64, 173 ada 33 parsel sayılı 9952.92 ve 5329.40 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 4.5.1964 tarih 443 ve 320 nolu tapu kayıtları nedeniyle davacı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davalının itirazı Kadastro Komisyonunca kabul edilerek taşınmazların davalı Hasan adına tesciline karar verilmiştir. Davacı hazine, tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hasan tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlar 1996 yılında davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesi delaletiyle 14. madde şartlarının oluşması nedeniyle kadastro komisyonu kararı gereğince tespit edilmiş, tespit itirazsız kesinleşmek suretiyle davalı taraf adına tapu oluşturulmuştur.
Davacı hazine, taşınmazların 4753 sayılı Kanun uyarınca hazine adına oluşturulan tapu kaydı kapsamında bulunduğunu ileri sürerek davalı tapusunun iptali için dava açmıştır. Medeni Kanun'un . maddesi uyarınca davacı iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı adına kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali davaya konu olduğuna göre dava konusu olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinde öngörülen şartların davalı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi zorunludur. Bir başka anlatımla kadastro tutanağı ile oluşan tapunun aksinin kanıtlanması yükümlülüğü davacı hazineye ait bulunmaktadır. Hazine tapusunun davalı parseli kapsadığı tartışmasızdır. Hazine tapusunun oluşturulduğu tarihe kadar davalı yararına iktisap şartlarının oluşmadığını hazine kanıtlamak durumdadır. Mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır. Hazine tapusunun dayanağını oluşturan belirtmelikte taşınmazın öncesinin hali yerlerden olduğu belirtilerek şagil olan kişilerin adları da tutanakta gösterilmiştir. Mahkemece davalı tarafın zilyetliğinin hangi tarihte başladığı, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu ve kimden kime kaldığı hususunda olaylara dayalı ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir. Hal böyle olunca; taraflara iddia ve savunmalarını kanıtlamak üzere olanak tanınmalı, bildirdikleri ve bildirecekleri delilleri toplanmalı, mahallinde yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1 ve 14. maddelerindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy