(1086 S. K. m. 284) (3402 S. K. m. 9, 12)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 390 ada 379 parsel sayılı 3051,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2088,53 metrekare miktarındaki bölümünün davacı, geriye kalan ve {B) harfiyle gösterilen 963,29 metrekare miktarındaki bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile müdahil Vakıflar İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Nizalı taşınmaz Kanuni Sultan Süleyman Vakfı kapsamında kalmakta ise de vakıfname mülkiyetle ilgili olmayıp taşınmazın geliri ile ilgili olduğundan mülkiyet yönünden Vakıflar İdaresi yararına bir hak doğurmayacağı cihetle Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece nizalı taşınmazın tarım arazisi olduğu ve tarla olarak 50-60 yıldan beri zilyet edinildiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da, hükme esas alınan uzman ziraatçi bilirkişinin 3.9.2001 tarihli raporunda taşınmazın tarıma elverişli kuru tarla niteliğinde olduğu yazılı bulunduğu gibi, bu sözcüklerden sonra taşınmazın üzerinde seyrek ve geniş şekilde gevenler bulunduğu, herhangi bir şekilde sürülüp işlenmediği belirtilmiştir. Sürülüp işlenmeyen bir yerin tarla olarak kabul edinilmesinin makul ve mantıklı nedeninin izah edilmesi gerekir. Uzman ziraatçi bilirkişi raporunda çelişki bulunduğuna göre bu raporun hükme esas tutulmasında isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla yeniden üç kişilik yüksek ziraat mühendisi marifetiyle yeniden keşif yapılması, taşınmazın cinsi, niteliği ve evveliyatı yönünden gerekçeli rapor alınması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir.
Temyiz itirazının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy