(3194 S. K. m. 18) (4721 S. K. m. 777, 996)
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 369 ada 1 parsel sayılı 134,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 21.7.1986 tarih 3 nolu tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı Yavuz adına tespit edilmiştir. Davacı Yavuz , yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın 166 metrekarelik kısmının davalı Belediye Başkanlığı lehine yola ayrıldığını, bu kısmın taşınmazına ilavesi gerektiğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve çekişmeli parselin fen bilirkişinin 6.11.2000 tarihli raporunda A harfi ile belirtilen 148,50 metrekarelik kısmın 367 adanın son parsel numarası ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Belediye Başkanlığı ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hazine aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği halde Hazine'nin aleyhine kesin hüküm oluşturacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Mahkemece çekişmeli parselin davacı tapusunda kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin kabulü dosya içeriği ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davaya konu olan yolun tarafların rızası ile bırakıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki taşınmazın bulunduğu bölgede imar uygulaması yapıldığı ve yolun imar planına uygun olduğu belirtilmiştir. İmar Kanunu uyarınca yapılan uygulamalarda düzenleme ortaklık payı olarak taşınmazın yol olarak belirlenmesi zorunludur. Bu olgular karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle BOZULMASINA, 15.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy