(3402 S. K. m. 17, 19)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Daha önceki bozma gereklerinin yerine getirilmediği, yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin ne olduğunu ve ne şekilde kullanıldığını açıklamadıkları, ağaçların yaşlarının belirlenmediği, taşınmazın öncesinin orman veya orman toprağı olup olmadığı yönünde araştırma yapılmadığı, hal böyle olunca, komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtları da uygulanmalı, orman yönünden araştırma yapılmalı, taşınmazın zeytinlik olan bölümü saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin davacılar murisi Bekir D. mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerek bozmadan önceki keşiflerde, gerekse bozmadan sonra yapılan keşiflerde çekişmeli parselin hakim unsurunun çalılık, pırnallık, melengiç ve ahlat ağaçları ile kaplı bulunan ve % 20-30 eğimi olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazi olduğu anlaşılmaktadır. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde öngörülen imar ve ihya sureti ile iktisap şartlarının oluştuğu kanıtlanamamıştır. Taşınmaz üzerinde bulunduğu anlaşılan 10 adet zeytin ağacı nedeni ile taşınmazın tamamının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Zilyetliğin iktisap sağlaması için taşınmaz üzerinde eylemli egemenliğin oluşması ve kullanımın ekonomik amaca uygun olması gerekir. Dağınık vaziyetteki 10 adet zeytin ağacına bağlı olarak taşınmazın tamamının davacılar adına tescile karar verilmesi doğru değildir. Kaldı ki zilyetliğin tespit tarihine kadar aralıksız devam etmesi gerekir. Uzun yıllardır taşınmazın kullanılmadığı ve zilyetliğin terk edildiği tespit bilirkişileri tarafından ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının cinsi, ihdas tarihi ve bulunduğu yerler belirtilmek suretiyle 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca muhdesatın davacılara ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 07.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy