(2004 S. K. m. 340) (765 S. K. m. 46, 47, 266, 482) (2253 S. K. m. 24) (5237 S. K. m. 32, 34, 57, 125/3, 125)
Taahhüdü ihlal suçundan sanık A. F.' ın İİK nun 340. maddesi gereğince 1 ay hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Tavşanlı İcra Ceza Mahkemesinin 8.10.2001 gün ve 2001/749 esas, 2001/859 sayılı kararı ve dosyası incelendi.
Sanığın ödeme taahhüdünü içeren 5.7.2001 tarihli icra tutanağında ödenecek toplam borç miktarının bütün fertleri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmemiş olması karşısında taahhüdün hukuken geçerli olmadığının, ayrıca 4709 Sayılı Kanun'un 15. maddesi ile Anayasanın 38. maddesine eklenen hüküm doğrultusunda sanığın hangi neden veya nedenlerle borcunu yerine getiremediğinin araştırılarak hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın CMUK' nun 343. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 11.12.2002 gün ve 51980 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2002 gün ve Y.E.20021/92233 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla gereği düşünüldü:
4709 Sayılı Kanunla Anayasanın 38. maddesinin son fıkrasına "Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonamaz." Hükmü eklenmiş, bu hüküm 17.10.2001 gün ve 24556 Sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasanın açık hükmü karşısında sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getiremeyen kişilere yaptırım olarak hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi mümkün değildir. Sanık ile şikayetçi arasındaki temel ilişki sözleşme hukukunda kaynaklanmaktadır. Anayasa hükmünün üstün norm olması, sonradan yürürlüğe girmesi, yaptırım yönünden sanık lehine düzenleme yapılmasını zorunlu kılması karşısında kanun koyucu tarafından yeni hüküm doğrultusunda yasal düzenleme yapılmasının beklenmesi ve sonucuna göre uygulama yapılması gerekir. Ancak; 5.7.2001 tarihli taahhüt tutanağında toplam borç miktarı tüm fertleri ile birlikte açıkça gösterilmediğinden sanığın taahhüdünün hukuken geçersiz olduğu ve atılı suçun oluşmayacağının gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmaktadır.
Yargıtay C. Başsavcılığının yazılı emre atfen düzenlediği tebliğname yerinde görüldüğünden Tavşanlı İcra Ceza Mahkemesinden verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılan 8.10.2001 gün ve 2001/749 esas, 2001/859 sayılı kararının CMUK' nun 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükmolunan cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2002 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy