(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 839, 840 parsel sayılı 20000 ve 5275 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 839 nolu parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle H ve M adlarına, 840 nolu parsel 20 dönüm fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı H E.in 840 parsele yönelik itirazı Kadastro Komisyonunca reddedilmiş, davalıların itirazı kabul edilerek taşınmazların A Ç mirasçıları davacı ve davalılar adlarına hisseleri oranında tesciline karar verilmiştir. Davacı H tapu kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/95 esas, 1975/59 karar sayılı ilamına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Hazine taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının davasının reddine, müdahil davacı Hazinenin davasının kabulüne, 20.5.1999 havale tarihli fen bilirkişilerin raporunda 839 parsel içinde A harfi ile gösterilen 3937.35 metrekare, B harfi ile gösterilen 3274.10 metrekare, 840 parsel içinde F harfi ile gösterilen 391.09 metrekarelik bölümlerin Ayşe Kaya mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline, fen bilirkişi raporunda 839 parsel içinde C harfi ile gösterilen 6445.31 metrekarelik, D harfi ile gösterilen 6342.64 metrekarelik, 840 parsel içinde E harfi ile gösterilen 7558.91 metrekarelik bölümlerin müdahil Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı H ,müdahil Hazine ve davalı M ile A , B, S vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere ve Hazine tarafından temyize konu olan bölümler yönünden zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu sabit olduğuna göre Hazinenin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı H ile davalı A mirasçılarının temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydı değişebilir sınırlı olup miktarı ile geçerlidir. Kayıt miktarı kadar alanın 838 parsel olarak kayıt malikleri adlarına tespit edildiği belirlenmiştir. Öte yandan, davalı tarafın dayandığı tapu kaydının da değişebilir sınırlı olduğu kayıt miktarı kadar yerin 841, 842, 843 ve 844 nolu parseller olarak kayıt malikleri adlarına tespit edildiği saptanmıştır. Bu nedenle çekişmeli parsellerin kayıt kapsamları dışında kaldığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi zorunludur.
Öte yandan kesin hüküm taraflar yönünden bağlayıcı olduğu halde kesin hükmün kapsadığı alan teknik bilirkişiye işaret ettirilmemiştir. Aynı zamanda kesin hüküm taraf olmayanlar yönünden de güçlü delil niteliğindedir. Bu itibarla kesin hükmün kapsadığı alan belirlenmeli ve zilyetliğin değerlendirilmesinde gözönünde tutulmalıdır. Ayrıca, 20.12.1988 tarihli Kadastro Komisyonunun dayanağı olan 29.3.1988 tarihli inceleme tutanağındaki taraf beyanlarının değerlendirilmesi zorunlu bulunmaktadır.
Hal böyle olunca; taraflara zilyetlik ve paylaşım olgusunu kanıtlamak üzere olanak tanınmalı, mahallinde yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak taşınmazın öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazın nasıl kullanıldığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi ile harici paylaşım konusunda bilgi alınmalı, tarafların bu konuda bildirdiği ve bildireceği kanıtlar ile tespit bilirkişileri de arazi başında dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de; 839 parselin kuzey bölümünde bina ve ağaçlar bulunduğu halde muhdesatın kime ait olduğu araştırılmaksızın hüküm kurulması da doğru değildir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy