(3402 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; "5602 sayılı Tapulama Kanunu'nun 12. maddesinde muhtar da üç kişilik bilirkişi heyetinden sayıldığından tapulama tutanağında iki bilirkişi gösterilmiş olmasının yasaya aykırı olmadığı belirtilerek, davanın esasına girilip karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde "A" harfi ile gösterilen 43.267 metrekare miktarındaki kısmının bir kısım davalılar adına hisseleri oranında; "B" harfi ile gösterilen 16.043 metrekarelik kısmının davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Mustafa oğlu Osman Sert tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Hazine tarafından açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacı tarafın dayanağını oluşturan Ağustos 313 tarih 61 numaralı tapu kaydında okunan "çiftçi tariki"nin doğu-batı istikametinde uzanan yol olduğu anlaşılmaktadır. Komşu 4 sayılı parsele revizyon gören Haziran 1949 tarih 55 numaralı tapu kaydının doğu sınırı komşu 2 parsele revizyon gören Kasım 1947 tarih 54 numaralı tapunun batı sınırı "Deli Hasan" okumaktadır. Bu kişinin bir kısım tespit malikinin miras bırakanı olduğu anlaşılmaktadır. Güneyde bulunan 133 sayılı parsele revizyon gören Kasım 1945 tarih 64 numaralı tapu kaydının batı sınırı "Kiragos ferağından Dede Efendi ve Medyun Mehmet" okumaktadır. Taşınmazın sınırında bulunan Kiragos adlı kaçak ve yitik kişiye ait taşınmazın temlik olunduğu komşu kayıt ile sabittir. Resmi kayıtlar aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdir. Kaçak ve yitik kişiye ait taşınmazın temlik olunması nedeniyle tapu kaydının tüm sınırlarının sabit hale dönüştüğü sonucuna varılmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca; davanın reddine, taşınmazın tespit tutanağındaki payları oranında davalı taraf adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 11.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy