(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 260 ada 34, 264 ada 2 parsel sayılı 919,25, 997,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü Osman K. adına tespit edilmiştir. Davacı Zahire E. vs. yasal süresi içinde resen intikal, miras payı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi davalı Osman K. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Zahire E. vs. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece dava konusu 260 ada 34 nolu parselin tarafların miras bırakanı Huriye'den kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin kabulü dosya içeriği ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Çekişmeli parselin tarafların annelerinden değil babaları Rasim A.'dan intikal ettiği dosya içeriği ile sabittir. Bu durumda senet mümzisi olan satıcı Huriye ancak kocasından kendisine intikal eden miras payını mirasçı olan oğlu Osman'a satabilir. Kaldıki davacılar miras bırakanların ölüm tarihinden sonra terekenin paylaşıldığını, paylaşıma bu taşınmazında dahil edildiğini ileri sürmüşlerdir. Davacılara bu iddialarını kanıtlamak üzere olanak tanınmalı, miras bırakan Rasim'in terekesinin paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise paylaşımın hangi tarihte yapıldığı, paylaşıma bütün mirasçıların katılıp katılmadığı veya usulen temsil edilip edilmediği araştırılmalıdır. Paylaşımın yapılması halinde Mahkemece paylaşım doğrultusunda paylaşıma uygun olarak aksi takdirde satıma konu olan Huriye payı Osman K. payına eklenmek sureti ile payları oranında mirasçılar adına tescile karar verilmesi gerekir.
2- Dava konusu 264 ada 2 sayılı parselin tarafların ortak miras bırakanı ve anneleri Huriye'den kaldığı dosya içeriği ile sabittir. Mahkemenin kabulü de bu doğrultudadır. Ancak davacılar annelerinin ölümünden sonra terekeyi paylaştıklarını ve bu taşınmazın paylaşıma uygun olarak kullanıldığını ileri sürmüşlerdir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmamış, davacılara paylaşımı kanıtlamak üzere olanak tanınmamıştır. Davacılar tarafından bildirilen veya bildirilecek tüm deliller toplanmalı, Huriye'nin terekesinin paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise paylaşımın hangi tarihte yapıldığı, bütün mirasçıların paylaşımda usulen temsil edilip edilmediği ve dava konusu parselinde
paylaşıma konu olup olmadığı araştırılmalıdır. Usulen paylaşımın kanıtlanması ve dava konusu parselinde paylaşıma konu edildiğinin sabit olması halinde önceki satışa değer verilemez. Zira, paylaşım konusunda iradelerinin birleşmesi ile önceki tarihli satış ortadan kalkar.Bu durumda uyuşmazlığın paylaşıma göre çözümü gerekir.
Sonuç: Mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli değildir. Temyiz itirazlarının kabulü ile bu nedenlerle hükmün BOZULMASINA 20.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy