(3402 S. K. m. 14) (6831 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 644 parsel sayılı 13780 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Ali oğlu Mahmut D. adına tespit edilmiştir. Kadastro Komisyonu Ahmet G. ve arkadaşları ile Şükrü D. ve arkadaşlarının ayrı ayrı yaptıkları itirazları ret etmiş, ancak taşınmazın tespitini iptal ederek Hazine adına tesciline karar vermiştir. Davacılardan Ahmet G. ve arkadaşları, tapu kaydına Şükrü D. ve arkadaşları ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; Şükrü D. ve arkadaşlarının davasının reddine, Ahmet G. ve arkadaşlarının davasının kabulüne ve çekişmeli taşınmazın Mahmut G.nin veraset ilamında belirtilen mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava dışı parsellere revizyon gördüğü ve bu parseli kapsamadığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın % 20 ila % 40 eğimli olduğu bilirkişi raporlarında açıkça belirtilmiştir. Taşınmazın bitişiğinde eylemli orman bulunup teknik bilirkişiler tarafından ibraz edilen raporlarda da taşınmazın öncesinin orman toprağı olduğu açıklanmıştır. 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleri ile birlikte orman sayılır. Orman kavramına yerleri de dahildir. Taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünün kaldırılmış olması o yerin hukuki niteliğine etkili olmaz. Orman veya orman toprağının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Öte yandan, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu' nun 14. maddesinde belirtilen şekilde iktisap sağlayıcı zilyetlikte bulunmamaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca; tespitin iptali ile taşınmazın tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy