(3402 S. K. m. 5, 27, 30/2) (1086 S. K. m. 388)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 2 parsel, 116 ada 88 parsel, 116 ada 104 parsel sayılı 50.000, 38.500, 13.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlara davacılar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında bu taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan bahisle malik hanelerinin boş bırakılarak Çat Kadastro Mahkemesine gönderildiği ve 1999/45 esas numarasını aldığının anlaşılması üzerine 1999/45 esası üzerinde dosyalar birleştirilmiş, daha sonra yeniden tefrik edilerek görülmekte olan dosyanın esasını almıştır. Yargılama sırasında müdahiller kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların Çat Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.12.1978 tarih 1978/18 esas 1978/62 karar sayılı veraset ilamına göre (ancak mirasçılardan Faik, Mevlüt ve Naima'nın paylarını Lütfi Y.ye, Sudiye'nın payını İhsan Y.ye sattığı kabul edilerek bu mirasçıların paylarını satın alan kişiler adına) tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5 ve 27. maddeleri uyarınca genel mahkemelerden aktarılan davalara konu olan tüm parsellerin tutanak asılları ile dava dosyasının birleştirilmesi, kanunda öngörülen askı ilanları yaptırıldıktan sonra uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Asliye Hukuk Mahkemesine konu olan parsellerin davalarının birlikte görülmesi gerekirken, Mahkemece tefrik kararı verilmesi doğru değildir. Zira Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi gereğince tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm delilleri ile re'sen toplanması gereken tüm deliller getirtilerek ve değerlendirilerek gerçek hak sahipleri adına tescil kararı verilmesi icabeder. Öte yandan, davaya katılan tüm kişilerin açık kimlikleri ve adreslerinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesi gereğince karar başlığında gösterilmesi gerekirken gösterilmemesi isabetsiz olduğu gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Tarafların dayanağını oluşturan tapu ve vergi kaydı tesis ve tedavülleri ile getirtilmeli, kayıtların revizyon görüp görmediği sorulmalı, dava dışı parsellere revizyon görmeleri halinde ilgili parsellere ait tutanak örnekleri getirtilmeli, dayanılan kayıtlar usulen mahalline uygulanarak sınırlarının niteliklerine göre kapsamları belirlenmeli, davaya konu tüm parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları getirtilerek mahalli bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, kayıt kapsamı dışında kalan arazinin zilyetlikle kazanılmaya elverişli olup olmadığı saptanmalı, taşınmazla üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, miktar sınırlandırılması yönünden araştırma yapılmalı, bölgede 4753 sayılı Kanun uyarınca çalışma yapıldığından belirtmelik ve krokileri getirtilmeli, Hazine tapusunun oluşturulduğu tarihe kadar zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı saptanmalı, tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması da isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy