(4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Halit Köktürk vs. vekili Avukat H.Oktar Köktürk ile aleyhine temyiz istenilen Rıza D. vs. vekili Avukat Celal Gülşen geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsellere ait tutanaklar ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sırasında Recep ve Secaattin A., Ali Köyü 131 ada 17 nolu parselin (babaları) Osman oğlu Rıza A. varisleri adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Mahkemece Halit Köktürk ve arkadaşlarının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar Halit Köktürk ve müşterekleri ile müdahil Recep A. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece temyize konu olan parseller yönünden yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro tespit tutanağının iktisap sebebi sütununda K.Sani 1309 tarih 216 ve Şubat 1309 tarih 215 numaralı tapu kayıtlarının davacılarla ilgili olduğu belirtilmiştir. Mahkemece tutanakta işaret edilen tapu kayıtları tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmemiş, kayıtların kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmamış, revizyon görmüş ise ilgili parsellere ait tutanak örnekleri getirtilmemiştir. Öte yandan, davalılar 25.3.1983 tarihli cevap layihalarında ev ve civarında bulunan taşınmazların tamamının kendilerine ait bulunduğunu, diğer taşınmazlar da ise davacıların paylarının 1/4 olduğunu, 3/4 payın kendilerine ait bulunduğunu, davacılara ait payı kiraladıklarını açıklamışlardır. Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gereği gibi araştırma yapılmamış, bu konuda bildirdikleri ve bildirecekleri deliller toplanmamış, davacıların dayandığı tapu kayıtları ile kira sözleşmeleri usulen uygulanmamış ve değerlendirilmemiştir. Öte yandan, kadastro tespitinden önce genel mahkemelerde davaya konu olan tüm parsellerle ilgili uyuşmazlıkları çözümlemek taşınmazların geometrik ve hukuki durumunu belirleyerek tescil kararı vermek görevi kadastro hakimine aittir. Dava kapsamına giren taşınmazlarla ilgili tespitlerin usulsüz olarak kesinleştirilmesi veya bu parsellerin tapuya tescil edilmesi hukuken geçerli değildir. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte 132 ada 1 ila 17, 126 ada 171, 131 ada 5 ve 6 sayılı parsellerin de davalı olduğu saptandığı halde, bu parsellere ait tutanak asılları davalı şerhi verdirilerek Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmemiş ve sözü edilen parsellere ilişkin olarak tescile mahkemece karar verilmesi gerektiği düşünülmemiştir. Hal böyle olunca; açıklanan şekilde deliller toplandıktan sonra mahallinde yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılmalı, tapu kayıtları usulen mahalline uygulanmalı, kayıtların kapsamları doğru olarak belirlenmeli, kayıt malikleri ile taraflar arasında akdi veya irsi bağlantı olup olmadığı üzerinde durulmalı, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı konusunda yerel bilirkişiler ile taraflarca bildirilecek tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, davacılar tarafından dayanılan kira sözleşmeleri mahalline uygulanarak sözleşmelerin paya yönelik olup olmadığı veya taşınmazların tümüne ilişkin bulunup bulunmadığı saptanmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için takdir edilen 250.000.000 TL. vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunandan alınarak, duruşmada kendisini vekille temsil ettiren temyiz eden tarafa verilmesine, 12.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy