(3402 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 166 ada 266 parsel sayılı 10.832,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit ve itirazsız kesinleşmesi sonucu da tapuya tescil edilmiştir. Davacı Hazine, hak düşürücü süre içinde 4753 Sayılı Yasaya göre oluşan tapu kaydına dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve Hazine tapusunun oluşumundan önce davalı yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı Hazine, 4753 sayılı yasaya göre oluşturulan tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece tapu kaydı getirtildiği halde yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi aracılığı ile mahalline uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, kaydın dayanağı olan belirtmelik tutanak ve haritası ile komşu parsel bilgileri celbedilmediği için uygulamada bu kayıtlardan da yararlanılmamıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesi gereğince taşınmazın zilyedi adına tescil edilebilmesi için, tapu kaydının oluşması tarihinden önce zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmesi, daha açık bir ifade ile kayden oluştuğu 1964 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süre aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla kullanılması gerekir. Mahkemece arazi başında yerel bilirkişi dinlenmediği gibi, bilgisine başvurulan tek tanık A. Çapan'da yaşı sebebiyle taşınmazın öncesini bilebilecek durumda bulunmamaktadır. Ayrıca, tanığın verdiği bilgiler de karar için yeterli değildir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; taşınmazla ilgili komisyonca düzenlenen belirtmelik tutanak ve ekleri ile komşu parsel kayıtları getirtilip dosya ikmal edilmeli, taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili delilleri sorulup celbedildikten sonra mahallinde yerel ve teknik bilirkişiler huzuruyla keşif icra olunmalıdır. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan tapu kaydı ve belirtmelik tutanağı okunup yerel bilirkişi yardımı ve teknik bilirkişi aracılığı ile uygulanıp kapsamı belirlenmeli, dinlenecek taraf tanıkları ve yerel bilirkişiden taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, ne durumda bulunduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, belirtmelik tutanağında taşınmazın öncesinin kamu orta malı mera veya harman yeri olarak yazılmış olması halinde usulüne uygun mera veya harman yeri araştırması yapılmalı, belirtmeliğe aykırı sonuca varıldığı takdirde belirtmelik bilirkişileri dinlenip çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözlerinin zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy