(3402 S. K. m. 14, 16)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 134 ada 399 parsel sayılı 966.734 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mer'a olarak sınırlandırılmıştır. Davacı Hasan A. ve arkadaşları, yasal süresi içinde ayrı ayrı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Fatma B. kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin fen bilirkişinin 12.6.2000 tarihli krokili raporunda (A1) ile gösterilen 8.167,94 metrekarelik kısmın müdahil Fatma B., (A2) ile gösterilen 3624,74 metrekarelik kısmın davacı Hasan A., (A3) harfi ile işaretli 5897,99 metrekarelik kısmın davacı Şaban Budak, (A4) harfi ile işaretli 10581.10 metrekarelik kısmın davacı Bekir oğlu Osman Y., (A5) harfi ile gösterilen 23166,10 metrekarelik kısmın davacı Bekir oğlu Mehmet Y., kroki 2 de (A6) harfi ile gösterilen 8060,88 metrekarelik kısmın 1/2 şer hisse olarak Bekir oğlu Osman Y. ile Ali M. oğlu Faruk T., kroki 1 de (A7) harfi ile gösterilen 1200 metrekarelik kısmın davacı Hasan kızı Hatice D. adına tesciline, arta kalan kısmın 134 ada 399 parsel adıyla köy orta malı olarak tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Çekişmeli parsel kadastro sırasında mer'a olarak sınırlandırılmış, davacılar tarafından zilyetliğe dayanılarak dava açılmıştır. Mer'a ların zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Bu nedenle taşınmazın öncesinin mer'a olup olmadığının kesinlikle saptanması zorunludur. Davaya konu taşınmazların çekişmeli parselin bölümlerini oluşturduğu açıktır. Çekişmeli parsel mer'a olduğuna göre dava konusu bölümlerin kişiler adına tescil edilebilmesi için mer'a ile bu taşınmazlar arasında ayırıcı unsurun bulunduğunun kanıtlanması gerekir. Bu itibarla bilirkişi ve tanıkların soyut sözlerine değer verilmesi mümkün değildir. Öte yandan davaya konu olan bölümlerin diğer sınırlarında bulunan kişi taşınmazlarına ait tüm tutanaklar getirtilmemiş, mahallinde uygulanarak bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiştir. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca aynı çalışma alanı içinde kuru arazide zilyetliğe dayanılarak kayıt ve belge olmaksızın iktisap edilebilecek arazi miktarı 100 dönümdür. Mahkemece bu yön üzerinde durulmamış, miktar sınırlandırılmasını bertaraf etmek üzere aynı kökten gelen taşınmazların değişik kişi ve mirasçılar adına tescil edilmiş olması değerlendirilmemiştir. Bu itibarla kişiler adına senetsiz olarak tescil edildiği belirtilen tutanak suretleri getirtilmeli, kişilerin doğum tarihide belirlenerek miktar sınırlaması yönünden denetim yapılmalıdır. Teknik bilirkişiye dava konusu parseli bir bütün olarak gösterir, komşu parsellerin malik ve niteliklerini belirtir, keşfi ve uygulamayı izlemeye olanak verir biçimde kroki düzenlettirilmemiştir. Davacı olan kişiler yönünden ayrı ayrı ayrıntılı değerlendirme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de, usulen müdahele harcı alınmaksızın Fatma B.nin müdahil olarak davaya kabul edilmesi ve lehine hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, taşınmazın geri kalan bölümünün mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken mer'aların tescile tabi olduğu düşünülmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 09.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy