(3402 S. K. m. 30/1, 31/1)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 104 ada 22, 117 ada 50, 131 ada 30 ve 67 parsel sayılı 7821, 5383, 5867 ve 8489 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar 131 ada 30 parselin Osman, diğerleri davacının işgalinde olduğu beyan edilerek, tapu kayıtları nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Ahmet yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Ahmet, davayı eşi Ayşe adına vekaleten açtığını bildirmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve çekişmeli 117 ada 50, 131 ada 30, 67 parsellerin Osman kızı Ayşe adına tesciline, 104 ada 22 parselin tespit gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Ahmet'in taşınmaza zilyet olmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davacı olarak Ahmet gösterilmiştir. Karısı Ayşe'ye izafeten dava açıldığı belirtilmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 31/1. maddesi gereğince kocanın eşini vekil sıfatıyla mahkemede temsil etmesi mümkün ise de, davacı tarafından dava vekaleten açılmadığı gibi usulen onaylanmış vekaletname dosyaya konulmamıştır.
Kadastro Kanununun 30/1. maddesinde öngörülen 3 ayrık halden biri de mevcut olmadığına göre davada taraf olmayan kişi adına tescil kararı verilmesi de isabetsizdir. Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy