(3402 S. K. m. 9, 26/D)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 148 ada 13, 132 ada 37, 139 ada 2, 154 ada 41, 68 ve 215 ada 1 parsel sayılı 8575, 8165, 10.000, 8002, 23606 ve 1192 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikâneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parselleri tutanaklar ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; Müdahil davacının davasının kabulüne, davacının davasının reddine, çekişmeli 148 ada 13 parsel sayılı taşınmazın müdahil davacı Gürbüz Ö. adına, 154 ada 41, 215 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davalı Halit ve Hasan K. varisleri adına, 132 ada 37, 139 ada 2, 154 ada 68 parsel sayılı taşınmazların davalı Halit, M. Fuat ve Hasan K. mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Abdurrahman K. ve Turan Günay K. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Çekişmeli parsellerin davalıların dayandığı tapu kayıtları kapsamında kaldığı dosya içeriği ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iddia ve savunmaya göre tapu dışı paylaşım olup olmadığını araştırmak, tapu dışı paylaşımın varlığı halinde paylaşıma, aksi halde tapu kaydındaki paylara göre tescil kararı vermekten ibarettir. Paylaşıma dayanan taraf paylaşımın varlığını, tarihini ve bütün mirasçıların paylaşıma katıldığını kanıtlamakla yükümlüdür. Bu nedenle paylaşıma dayananlara paylaşım konusunda savunmalarını kanıtlamak üzere olanak tanınmalı, bildirdiği ve bildireceği tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmelidir.
2- Müdahil davacı tespitten sonra düzenlenen 24.6.1997 tarihli senede dayanarak davaya katılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26/D maddesi uyarınca tespitten önceki haklara dayanılarak müdahil olarak davaya katılanların uyuşmazlıklarını çözümlemek görevi Kadastro Mahkemesine ait ise de; tespitten sonraki haklarla ilgili davalara bakmak görevi genel mahkemelere aittir. Bu nedenle müdahil davacı Gürbüz Ö. tarafından açılan dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru değildir.
3- 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36 maddesi uyarınca kadastro davalarında 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca harç alınması gerekirken Mahkemece harçla ilgili hüküm kurulmaması yasaya aykırıdır.
4- Davadan haklı çıkma oranına göre yargılama giderleri ile ilgili hüküm kurulması gerekirken Mahkemece yargılama giderleri ile ilgili hüküm oluşturulmaması da isabetsizdir. Kabule göre de; adlarına tescil kararı verilen kişilerin açık kimlikleri ile pay oranları açıkça belirtilmek suretiyle infaz sırasında duraksamaya yer olmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken payların miktarı ve oranı gösterilmeksizin hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 06.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy