(3402 S. K. m. 20, 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 693 parsel sayılı 1008 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 538 parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olduğu gerekçesiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı İbrahim yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın dayandığı tapu kaydının değişebilir sınırlı olduğu ve kayıt miktar fazlasının kazanılmasının mümkün olmadığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davacının dayandığı 10.11.1948 tarih 245 numaralı tapu kaydı Hazine'nin temliki ile iskanen oluşmuştur. Dava konusu taşınmazın çevresinde bulunan diğer parsellerin de Hazine tarafından iskanen dağıtıldığı anlaşılmaktadır. Dağıtıma konu olan taşınmazların öncesinin kaçak ve yitik kişilere ait olması sonuca etkili değildir. Zira, bu taşınmazlar kişilere verilmekle nitelik değiştirirler. Dağıtımdan sonra bu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılması mümkündür. Davacıların dayandığı 29/10 sayılı iskan kaydı sabit sınırlıdır. Sabit sınırlı kayıt kapsamının kaydın sınırlarına değer verilerek belirlenmesi gerekir. İskan kaydında doğu, kuzey ve güney sınırlar kişileri okuduğu gibi, batı sınır kendi tarlası ve Hüseyin oğlu muhtarı sınır göstermektedir. Bu olgu karşısında kaydın değişebilir sınırlı olarak kabulü mümkün değildir. Tapu kaydındaki sınırlarda iskan kaydını doğrulamaktadır. Ayrıca taşınmazın çevresinde eylemli olarak zilyetlikle kazanılamayacak taşınmazda bulunmamaktadır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/D ve 46/2. maddeleri uyarınca Hazine adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 2.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy