(3402 S. K. Geç. m. 5) (766 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 577, 601, 607, 608 parsel sayılı 9350, 940, 5050, 6800 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar malikinin kim olduğu tam ve kesin bilinememesi nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı Kemal ifraz, irsen intikal, satış ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişmeli parsellerin tespit gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Kemal vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tespiti 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılmıştır. Dava konusu taşınmazla ilgili olarak Tapulama Komisyonu tarafından 3.10.2000 gün ve 18 sayılı kararla itirazların reddine karar verilmiş ve kararların 29.1.2002 tarihinde muterizlere tebliğ olunduğu anlaşılmıştır. Öte yandan Tapulama Tutanaklarının arkasına verilen meşruhatta tapulama komisyonu kararı aleyhine süresinde dava açılmadığından tutanakların kesinleştiği meşruhatı verilmiştir. İtiraz eden kişilerin tutanağın arkasında yazılmamış olması tutanaklara itiraz edilmediği şeklinde yorumlanamaz.
Davacı tarafından 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 28. maddesinde öngörülen süre içinde dava açıldığına göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 5. maddesi uyarınca uyuşmazlığın esastan incelenmesi ve çözümlenmesi gerekir. Tutanaklara ve Komisyon kararına karşı itiraz edilmiş olduğuna göre tutanakların kesinleştiği de kabul edilemez. Hal böyle olunca, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanarak esas yönünden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de; parsel numarası 577 olduğu halde kararın hüküm fıkrasında 557 olarak gösterilmesi isabetsiz olduğu gibi, dava usulden reddedildiği halde davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmesi de isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy