(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 5 parsel sayılı 26600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle tapu malikleri Ali ve Hüseyin adına tespit edilmiştir. Davacı Hasan , Ali hissesini başkasına sattığından hakkı olmadığına, Mustafa taşınmazı Hüseyin varislerinden haricen satın aldığına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Halil tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Davalı tarafın dayandığı Şubat 288/34 ve 396 nolu kaydın yoklama kaydı olup olmadığı kesin olarak belirlenmemiştir. Tasdikli yoklama kayıtları tapu kaydı niteliğinde ise de; tasdikli yoklama kayıtları 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/E maddesi gereğince zilyetlik belgesi niteliğindedir. Kaydın tasdikli olup olmadığı Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulmalı, Tapu Arşiv Daire Başkanlığı'ndan tapu örneği istenip karşılık yazı denetlenmelidir. Mahkemece bu yönde araştırma yapılmaksızın tedavül görmeyen kaydın tapu kaydı olarak nitelendirilmesi doğru değildir.
Öte yandan, kayıt malikleri Hüseyin ve Ali'nin ölüm tarihleri araştırılmamış, terekenin mirasçılarına nasıl ve ne şeklide intikal ettiği belirlenmemiş, kayıt maliklerinin ölümünden sonra terekenin paylaşılıp paylaşılmadığı bilirkişi ve tanıklardan sorulmamış, bu konuda davacılara kanıtlama olanağı verilmemiştir. Kabule göre de; mahkemece tapu dışı satımın varlığı kabul edildiği halde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde öngörülen 10 yıllık süre dolmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin kabulü dava konusu olaya uygun düşmemektedir.
Her olaya oluştuğu tarihteki hukuk normlarının uygulanması gerekir. Çekişmeli parsel 21.11.1955 tarihinde tespit olunmuştur. Kadastro tespiti 5602 sayılı Tapulama hükümlerine göre yapılmıştır. Anılan Kanun'un 13/C-ç maddelerinde tapu dışı satımın geçerli olması için kadastrodan önce yapılması yeterli görülmüş ve ayrıca süre öngörülmemiştir. Kazanılmış hakların mahkemelerce dikkate alınması zorunludur. Davanın bu gerekçe ile reddedilmesi de yasaya uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 11.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy