(3402 S. K. Geç. m. 5)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; "Hazinenin yapmış olduğu itirazın süresinde olduğu kabul edilerek, işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı gibi kabule göre de görevli mahkemenin hüküm yerinde gösterilmemiş olmasının usule aykırı olduğuna" değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, komisyon kararının iptaline, taşınmazın tespit gibi Ahmet adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz kadastro tespiti sırasında Ahmet adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Hazine tarafından tespite itiraz edilmiş, itiraz 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 5. maddesi gereğince kadastro komisyonu tarafından incelenmiş, kadastro komisyonun 28.7.1999 gün 427 sayılı kararıyla tespitin iptal edilerek çekişmeli 89 sayılı parselin 174610 metrekarelik bölümünün tespit maliki Ahmet, geriye kalan ve kroki de "A" harfi ile gösterilen 167758 metrekarelik kısım ile krokide "B" harfiyle gösterilen 323977 metrekare miktarındaki kısmın Hazine adına tespitine karar verilmiştir. Karar usulen taraflar tebliğ edilmiş, Hazine tarafından karara itiraz edilmediğinden, çekişmeli parselin 174610 metrekare miktarındaki bölümü yönünden kadastro komisyon kararı kesinleşmiştir. Kadastro komisyonu kararına karşı krokide "A" ve "B" harfleriyle gösterilen bölümlere karşı tespit malikinin mirasçıları tarafından dava açılmıştır.
Dava kadastro komisyon kararında "A" ve " B" harfleriyle gösterilen bölümlere ilişkindir. Mahkemece davacı tarafın dayandığı tapu ve vergi kaydı değişmez sınırlı olarak kabul edilerek, davaya konu olan arazilerin davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de; mahkemenin kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun değildir. Davacıların dayandığı Haziran 1936 tarih 13 numaralı tapu kaydının miktarı 174610 metrekare olup, kaydın kuzey sınırı "şafak" okumaktadır. Şafak sınırı niteliği itibariyle değişebilir sınırlıdır. Mahkemece tapu kaydının sabit sınırlı olarak kabulü bu nedenle dayanaksızdır. Vergi kayıtları da sabit sınırlı kabul edilemez. Zira taşınmazın üç tarafında tespit dışında bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan arazilerle çevrilidir. Bu nedenle vergi kaydının sabit sınırlı olarak kabulü de isabetsizdir. Tapu kaydı değişebilir sınırlı olması nedeniyle kapsamının miktarına değer verilerek belirlemesi gerekir. Kayıt kapsamı kadastro komisyon kararıyla davacılara bırakılmıştır.
Zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarına da değer verilemez. Kadastro komisyonu tarafından düzenlenen 30.6.1999 tarihli inceleme tutanağında açıkça ve ayrıntılı bir şekilde parselin 70-80 dönüm miktarındaki yerin kullanıldığını belirtmişler, keşifteki beyanlar da genel olarak bu bildirimi doğrulamaktadır. Bu olgular karşısında kayıt maliki mirasçılarının zilyetlikle ayrıca taşınmazı kazanmaları olanaksızdır. Hal böyle olunca; davanın reddine ve davaya konu olan bölümlerin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy