(6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; "Davacıların orman köyü nüfusuna kayıtlı olup olmadıkları, kayıtlı ise hangi tarihten beri kayıtlı olduğu Nüfus Müdürlüğünden sorularak nüfus kayıtlarının getirtilmesi, davacıların 4.11.1995 tarihinden geriye doğru ne zamandan beri köyde oturduklarının araştırılması, tanıkların keşif sırasında dinlenilmesi, gerektiğinde bu konuda zabıta araştırması yapılması, davacıların kullandıkları bölümler istemleri ile bağlı kalınarak uzman bilirkişi tarafından krokide gösterilmesi, davada taraf olmayanlar yararına hüküm kurulamayacağının nazara alınması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin davalı Hazine adına tesciline, fen bilirkişilerin 28.3.2002 havale tarihli kroki ve raporunda "B" harfi ile gösterilen 2000.17 metrekarelik kısmın Emin, Burhan, Mehmet 'in kullanımında, "A" harfi ile gösterilen 7.876.23 metrekarelik kısmın müdahil Cemil in kullanımında, "C" harfi ile gösterilen 5787.94 metrekarelik kısmın müdahiller Mürvet ve Osman 'nın kullanımında olduğunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, müdahil Cemil ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere kararda yazılı gerektirici nedenlere göre müdahil davacı Cemil in yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı Hazine'nin temyiz itirazlarına gelince; Çekişmeli parselin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı tartışmasızdır. 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarına İlişkin Kanun'un değişik 11. maddesi uyarınca zilyetlerin zilyetliklerinin kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebilmesi için taşınmazın eylemli olarak kullanılması zorunludur. 25.11.1992 tarihli tutanağın edinme sütununda taşınmazın kullanılmadığı ve ham toprak niteliğinde bulunduğu açıkça belirtilmiştir. Gözleme dayalı olan bu maddi olgunun aksinin aynı güçte delillerle kanıtlanması gerekir. Zirai bilirkişi raporları taşınmazın tarıma uygun olmadığını ve kullanılmadığının belirtikleri gibi, yerel bilirkişi ve tanıklarda 30 yıldır kullanılmadığını açıklamışlardır. Bu beyan ve raporlarda kadastro tutanağını doğrulamaktadır. Hal böyle olunca; davaların reddine ve taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy