(3402 S. K. m. 13/B-b)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 344 ada 250, 420 parsel sayılı 4706 ve 1198 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların Mariya tarafından kullanıldığı bildirilmiş ise de; zilyetliği ispatlayıcı herhangi bir belge ibraz edilmediğinden herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermemek için Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içinde tapu kaydı, vergi kaydı, harici satın alma senedi ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların satın almaya konu 1/3'er payının adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Yargılama sırasında davacılar, Eleni uhdesindeki 1/3 payı da 28.3.2001 günlü Sulh Protokolü ile satın aldıklarını belirterek davalarını islah etmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere, karar yerinde gösterilen gerektirici nedenlere göre 420 sayılı parsel üzerinde davacılar tarafından sürdürülen zilyetliğin süre ve nitelik bakımından iktisaba elverişli olduğu kanıtlanamadığına göre davacıların bu parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 375.000.000 TL. avukatlık vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınarak, kendisini duruşmada vekille temsil ettiren Hazine'ye verilmesine,
2- Dava konusu 250 nolu parselin Yani Teofai'ye ait tapu kaydı ile 6.10.1992 tarihli satış senedi kapsamında kaldığı ancak, harici satın almadan tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde öngörülen 10 yıllık sürenin davacı taraf yararına gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek tespit gibi Hazine adına tescile karar verilmiş ise de; Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir.
Sonuç: Davacı taraf tapu dışı satın alma, vergi kaydı ve zilyetliğe dayanmıştır. Tapu kaydı ve vergi kaydının çekişmeli parseli kapsadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın dayandığı senet resmi nitelikli senet değildir. Satış tarihinden tespit tarihine kadar 10 yıl geçmemiştir. Bu nedenle tapu kayıt maliklerinin veya mirasçılarının davaya katılarak beyanları alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken bu yön dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 375.000.000 TL. Avukatlık vekalet ücretinin Hazine'den alınarak kendisini duruşmada vekille temsil ettiren davacılara verilmesine, 10.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy