(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği Görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 123 ada 21, 141 ada 19 parsel sayılı 12800 ve 19900 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim, harici satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Hacı Memik Özçetin adına tespit edilmiştir. Davacı Seyran Demir, yasal süresi içinde taşınmazın babası Memik Acur'dan intikal ettiği ve miras payı olduğuna dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Seyran Demir vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece yapılan araştırma inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Davacı taşınmazların öncesinin babası ve miras bırakanı olan Memik Acur'dan intikal ettiğini, terekenin paylaşılmadığını, kendisi ile diğer mirasçıların miras payı olduğunu ve annesi Döne'nin ancak kocasından intikal eden miras payını bağışlayabileceğini ileri sürerek dava açmıştır. Buna karşılık davalı taşınmazların öncesinin Döne Acır'a ait olduğunu ve tamamının kendisine bağışlandığını ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın özü davaya konu olan parsellerin öncesinin kime ait olduğu konusundadır. Davacı, taşınmazların babası Mehmet'ten kaldığını ileri sürdüğüne göre bu iddiasının kanıtlamak zorundadır. Davacıya iddiasını kanıtlamak üzere olanak tanınmalı, bu yönde bildirdiği ve bildireceği tüm deliller toplanmalı, mahallinde yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, aynı doğrultuda taraflarca bildirilecek tanıklar dinlenmeli, tutanak bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek taşınmazların öncesinin aidiyeti kesinlikle saptanmalı, taşınmazların Memik'ten kalması halinde Döne'nin yaptığı satışın miras payı ile sınırlı olabileceği dikkate alınmalı, yargılamanın ekonomik ve sağlıklı olması yönünden taraflarla ilgili tüm davaların birleştirilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi düşünülmeli, deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy