(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 798 parsel sayılı 8100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadim mer'a olarak kullanılması nedeniyle otlakiye vasfı ile köy orta malı olarak sınırlandırılmıştır. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı İ mirasçıları, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin davacılar adına hisseleri oranında ve tarla vasfı ile tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mer'a olmadığı ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli değildir.
Mer'aya ilişkin uyuşmazlıklardan yerel bilirkişilerin komşu köylerde ikamet eden yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilmesi, tanıklarında aynı yönteme uygun olarak tespit edilmesi gerekir. Mahkemece yerel bilirkişi komşu köyden seçildiği halde, tanığın davaya konu taşınmazın bulunduğu köyden dinlenmesi ve ayrıca bir bilirkişiyle bir tek tanığın tespite aykırı düşen ve maddi olaylara dayanmayan mücerret ifadelerine dayanarak karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca, tespite aykırı sonuca varıldığı halde, tespitte görev alan köy muhtarıyla içlerinde sağ olan var ise tespit bilirkişileri dinlenilmeden karar verilmesi de yasaya aykırıdır.
Mahkemece bölgeyle ilgili olarak mer'a tahsis kaydı ve haritasının celbi için gerekli araştırma yapılmış, ilgili dairece mer'a tahsis kaydı gönderilmiş haritanın varlığından bahsedildiği halde mer'a haritası gönderilmemiştir. Mahkemece tahsis kaydı ve haritası uygulanmadan karar verilmiştir. Bölgeyle ilgili mer'a tahsis kaydı ve haritası bulunduğuna göre öncelikle kayıtla beraber haritanın da getirtilip mahalline uygulanması gerekir. Tahsis kaydı ve harita uygulanmadan karar verilmiş olması isabetli değildir.
Yukarda yazılanlardan ayrı olarak Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlama ile ilgili olarak Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Yazı İşleri Müdürlüğü nezdinde araştırma yapılırken Hukuk Yazı İşleri Müdürlüğüne yazılan müzekkere eksik yazılmıştır. Hukuk Yazı İşleri Müdürlüğünden ilgililer tarafından tescile dayalı olarak açılmış davanın bulunup bulunmadığı, açılmış dava var ise bunlardan sonuçlananlar ile derdest olanların dosya numaralarının bildirilmesinin istenmesi gerekir. Hukuk Yazı İşleri Müdürlüğüne müzekkere eksik yazıldığı için anılan Müdürlüğün cevabi yazısı da maksada uygun olmaktan uzaktır.
Dairemize gelen dosyaların tetkikinden davacı A ve arkadaşlarının zilyetliğe dayalı olarak çok sayıda davalarının bulunduğu ve bu davaların büyük bir bölümünün aynı tarihlerde karara çıktığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun anılan maddesindeki sınırlamanın yasanın amacına uygun olarak uygulanabilmesi için aynı şahıslar tarafından açılan ve zilyetliğe dayanan davaların birleştirilerek yürütülmesi gerekir. Mahkemenin Hukuk Yazı İşleri Müdürlüğü'nün cevabi yazısının eksikliğini gözardı etmesi ve sınırlama yönünden aynı şahıs tarafından açılan davaların birleştirilerek yürütülmesinin düşünülmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle bölgede Toprak Komisyonu tarafından yapılan çalışma sonunda oluşturulan mer'a tahsis kaydı ve haritası celbedilip dosyaya konulmalı, bu suretle dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasında seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları huzuruyla keşif icra edilmelidir.
Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında bölgeyle ilgili mer'a tahsis kaydı ve haritası uygulanıp, taşınmazın bu karar ve haritadaki konumu belirlenmeli, dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin kamu orta malı niteliğinde mer'a olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve taşınmazın mer'a tahsis kaydı ve haritasındaki konumunu gösterir kroki düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde halen sağ olan muhtar ve tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlamayla ilgili olarak Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Yazı İşleri Müdürlüğü nezdinde sağlıklı araştırma yapılıp sırf zilyetliğe dayanılarak açılan davaların birleştirilmesinden sonra karar verilmesi düşünülmelidir.
Sonuç: Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 26.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy