(3402 S. K. m. 14, 13)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 115 ada 38, 40, 162, 224, 264, 116 ada 37, 42, 142, 143, 145, 152, 184, 185, 147 ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal, taksim, emlak kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ayrı ayrı Z, S İ adlarına tespit edilmiştir Davacı E ve müşterekleri, yasal süresi içinde taşınmazların müşterek murisleri M. ait olduğuna dayanarak dava açmışlardır. Davalar birleştirilerek Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin tarafların murisi Mehmet Demirkan mirasçıları adlarına payları belirtilerek tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 116 ada 142 sayılı parselin tarafların ortak miras bırakanı M'dan kalmadığı, 'Z ' ye intikal ettiği, dosya içeriği ve toplanan delillerle sabit olduğu halde bu parselle ilgili davanın reddine ve taşınmazın Z adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2- Çekişmeli 116 ada 37 ve 116 ada 185 sayılı parsellerle ilgili davadan Avukat H T. 12.6.200320.9.2002 tarihli oturumlarda feragat ettiğini belirtmiş feragat usulen belgelendirilmiştir. Y ve C tarafından verilen vekaletnamelerde Avukatın feragate yetkili olduğu, G ve E tarafından verilen vekaletnamelerde ise feragate yetkili olmadığı saptanmıştır.
Davacılar iştirak halinde mülkiyet şeklinde malik bulunmaktadırlar. Bu durumda diğer davacılar, G ve E feragat edip etmedikleri belirlenmeli, davacılar vekiline feragat yetkisini içeren vekaletname ibraz ettirilmeli veya adı geçen davacılar duruşmada dinlenilmelidir. Davacıların tümünün feragat etmemesi halinde bu parsellerin miras bırakanın eşi H 'ye isabet ettiği ve onunda oğlu İ'e sattığını ileri sürüldüğüne göre bu konudaki delillerin toplanarak ve değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken bu husus gözetilmeksizin karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
3- Dava konusu diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Çekişmeli parsellerin, tarafların ortak kök miras bırakanı M ' dan intikal ettiği mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Esasen bu konuda taraflar arasında uyuşmazlıkta bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık terekenin paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşıma davacıların katılıp katılmadığı, katılmamış iseler pay almak suretiyle yapılan paylaşıma icazet verip vermedikleri konusundadır.
Mahkemece paylaşımın yapılmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Davalılar paylaşım yapıldığını davacılara paylaşım sonucu taşınmazlar verildiğini ve bunları üçüncü kişilere sattıklarını ileri sürmüşlerdir. Bir kısım tespit bilirkişileri de bu savunmayı doğrulayan bildirimde bulunmuşlardır. Hal böyle olunca davalılara paylaşım sonucu davacılara verildiğini ileri sürdükleri taşınmazların parsel numaraları açıklattırılmalı, bu parsellerin akıbetleri araştırılmalı, davalıların kendilerine düşen taşınmazları üçüncü kişiye satmalarının sabit olması halinde paylaşımın varlığı kabul edilmelidir.
Paylaşımda mirasçılara eşit pay verilmesi zorunlu değildir. Önemli olan muvafakat veya icazet iradesinin paylaşımı doğrulamasıdır. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın ve tarafların bu konuya ilişkin bildirdiği ve bildirecekleri tüm deliller toplanmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması da isabetsizdir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy