(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1026 parsel sayılı 107500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz komşu 421 parsele uygulanan tapu kaydı, miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. tespit tarihinden önce çekişmeli 1026 parsel ile dava dışı 420 ve 421 parseller hakkında açılan men'i müdahale ve ecrimisil davası ile askı ilan süresi içinde açılan tespite itiraz davası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, 1026 parsel yönünden feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacılar Arif ve arkadaşları, on yıllık yasal süre içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Ahmet, Yılmaz, Mustafa ve Habil aleyhlerine el atmanın önlenmesi davası açtığı ve bu davanın tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı anlaşılmaktadır. Dava açan kişinin zilyetliğinde bulunması ve uyuşmazlığa konu olmaması nedeniyle 1026 sayılı parselin el atmanın önlenmesi davası kapsamına girmediği ve bu nedenle 1026 sayılı parselin geometrik ve hukuki durumunun saptandığı ve malik hanesinin açık bırakılmadığı anlaşılmaktadır. Kadastro tespiti Hazine adına yapılmış ve bu tespite karşı Mehmet mirasçıları askı ilanı süresi içinde itiraz ettikleri ve tapulama komisyonu kararına karşı 9.8.1982 tarihinde tespit maliki Hazine ile tespit maliki olmayan Ahmet aleyhine tapulama mahkemesine tespite itiraz davası açtıkları belirlenmiştir. Davacılar Mehmet mirasçıları vekili 23.8.1995 tarihli keşif sırasında 1026 sayılı parsele ilişkin davadan feragat etmiş ve feragat nedeniyle taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Kadastro davasının tespit malikine karşı açılması gerekir. tespit maliki olmayan kişiye yöneltilen davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur. Davalı Ahmet, tespit maliki olmadığına göre bu kişiye karşı yöneltilen dava ona taraf sıfatı kazandırmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesi gereğince kesin hükümden söz edilebilmesi için davanın taraflarının, konusunun ve sebeplerinin aynı olması ve tarafların karşı karşıya gelmesi gerekir. Dava konusu olayda Hazine ile davalı Ahmet aynı saftadır. Görülmekte olan davanın davacısı Ahmet mirasçıları, Hazine aleyhine önceki davada dava açmamışlar ve 3. kişi tarafından açılan davaya müdahil olarak da katılmamışlardır. Aynı safta bulunan kişiler yönünden kesin hüküm oluşmaz. Hal böyle olunca; tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, kesin hükmün varlığından söz edilerek davanın red edilmesi doğru değildir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 7.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy