(743 S. K. m. 6, 611) (4721 S. K. m. 6, 676) (3402 S. K. m. 15)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Yargıtay bozma ilamında özetle;
1- "Tarafların ortak miras bırakanı Mehmet'e ait Aralık 95 tarih 413 nolu tapu kaydı kapsamında kalan 1187 nolu parselin harici taksim sonucu Rukiye'ye kaldığı anlaşılmakla; 1187 nolu parselin tümünün tespit gibi Rukiye adına tesciline karar verilmesi,
2- Aralık 955 tarih 793 nolu tapu kaydı kapsamında kalan 12 nolu parselde, satın alma senetlerine istinaden davacı İbrahim adına tescile karar verilmiş ise de; satıcılar ile kayıt malikleri arasında akdi veya ırsi ilişki sağlanmadığı gibi gerek İbrahim gerekse Özer yönünden zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi de açıkça saptanamadığından belirtilen hususların araştırılıp değerlendirilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 1187 nolu parselin Rukiye 12 nolu parselin Süleyman mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı İbrahim ve Özer tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulduğuna göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle 1187 sayılı parsele ilişkin hükmün (ONANMASINA),
2- Dava konusu 12 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince: Çekişmeli parselin 14.12.1955 tarih 793 numaralı Süleyman'a ait tapu kaydı kapsamında kaldığı ve Süleyman tarafından Mustafa ve Ahmet'e ve anılan kişiler tarafından da 8.1.1959 ve 15.9.1958 günlü senetlerle İbrahim'e satıldığı, İbrahim'in murisi Mehmet ölene kadar zilyet olduğu, murisin ölümünden sonra ise Özer'in tasarrufuna geçtiği tartışmasızdır. Önceki kararla taşınmazın İbrahim adına tesciline dair kurulan hüküm de tapu malikleri tarafından temyiz edilmemekle oluşan müktesep hak karşısında ihtilafın İbrahim ile Özer arasında çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. İbrahim ile Özer kardeş olup Mehmet in ortak mirasçılarıdır. Bu kişiler arasındaki uyuşmazlık İbrahim tarafından satın alınan taşınmazın babalarının ölümünden sonra terekeye katılıp katılmadığı ve paylaşım sonucu davacı Özer'e isabet edip etmediği, davacının babalarının ölümünden sonra bu taşınmaza zilyet olup olmadığı konusundadır.
Davacı Özer, çekişmeli parselin terekeye katıldığını ve paylaşım sonucu kendisine düştüğünü bu nedenle taşınmaza zilyet olduğunu ileri sürdüğüne göre bu olguları kanıtlama yükümlülüğü Medeni Kanun'un 6. maddesi gereğince kendisine aittir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmamış, taraflardan bu konuda delil istenmemiş tarafların bildirdiği ve bildireceği tüm deliller toplanarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği düşünülmemiştir. Hal böyle olunca; davacı Özer'e taşınmazın terekeye katıldığını ve paylaşım sonucu taşınmazın kendisine düştüğünü kanıtlamak üzere olanak tanınmalı, bildirdiği ve bildireceği tüm deliller toplanarak bu olguların kanıtlanması halinde taşınmazın davacı Özer, aksi halde davacı İbrahim adına tesciline karar verilmelidir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüyle hükmün (BOZULMASINA), bozma nedenlerine göre ücreti vekalet tayin ve takdirine yer olmadığına, 14.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy