(3402 S. K. m. 13, 14, 20/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 1062 parsel sayılı 229.850 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydıyla Eşref mirasçıları adına tespit edilmiş, Eşref mirasçısı İbrahim ve Osman ile Hazine'nin itirazı üzerine Kadastro Komisyonunca taşınmazın ( A ) harfiyle gösterilen 105.850 metrekare miktarındaki bölümünün tespit gibi, ( B ) harfiyle gösterilen 124.000 metrekare miktarındaki bölümünün ise pay satışları da dikkate alınarak Halil mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, davacı Hazine kayıt miktar fazlasının iktisap edilemeyeceğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Fahrettin satın almaya, Bedia ve arkadaşları ise miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin ( A ) harfiyle gösterilen 84.500 metrekare miktarındaki bölümünün Kopcak Halil mirasçıları ve hisse satın alanlar adına, ( B ) harfiyle gösterilen 100.000 metrekare miktarındaki bölümünün Halil oğlu Eşref mirasçıları, ( C ) harfiyle gösterilen 45.350 metrekare miktarındaki bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, müdahil Fahrettin vekili, davalı İbrahim vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tapu kaydı ve vergi kaydının taşınmaz bölümlerine ait olduğu kabul edilerek bu kayıtların miktar itibariyle dışında kalan 45.350 metrekarelik kısmın Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; bu kabul şekli dosya kapsamındaki kayıtlara, bilirkişi ve tanık beyanlarına ters düşmektedir. Dayanılan tapu ve vergi kayıtları birlikte değerlendirildiğinde yol, Sultan tarlası, Vicipaşa tarlası ve Nuri tarlaları olarak gösterilen hudutlarla taşınmazı kapsadığı ve bu hudutların sabit hudutlar olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus civar parsel dayanakları ile de teyit edilmektedir. Davalı tarafın kadim zilyetliği de bulunduğuna göre 3402 sayılı Yasa'nın 20/B maddesi gereğince sabit hudutlara değer verilerek hüküm kurulması
gerekir. Bu itibarla taşınmazın tamamının şahıslar adına tesciline karar verilmesi gerekirken Hazine adına 45.350 metrekarelik bölümün tesciline karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Bu nedenle Hazine'nin temyiz itirazlarının reddine, davalı İbrahim ile müdahil Fahrettin vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy