(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 128, 129, 131 parsel sayılı 2517, 3569, 23277 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar değişik kişilerin zilyetliğinde iken terk edilmesinden dolayı ham toprağa dönüşmeleri nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Fahrettin yasal süresi içinde tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında M. Nuri ve müşterekleri 128 ve 131 nolu parseller için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 101 ada, 129 parsele yönelik davanın vazgeçme nedeniyle reddine, diğer parsellere yönelik davanın kabulüne, çekişmeli 101 ada, 128 ve 131 parsellerin davacıların murisi Ahmet mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyize konu olan 101 ada, 128 ve 131 parsel sayılı taşınmazların 1946 yılında kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Ancak mahkemece taşınmazların tamamının tapu kaydı kapsamında kaldığı ve zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulması dosya içeriği ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının sınırları bir bütün olarak taşınmazı çevrelemediğinden bu kaydın sabit sınırlı olarak kabulü mümkün değildir. Nokta sınırlar sabit sınır olarak değerlendirilemez. Bu nedenle tapu kaydının değişebilir sınırlı olarak kabulü zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi uyarınca değişebilir sınırlı kayıtların kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesi gerekir. Keşif yerinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz üzerindeki zilyetliğin aralıklı ve düzenli olmadığını bildirmişlerdir. Bilirkişi ve tanıkların bu beyanları tespit tutanağının edinme sütunundaki beyanları açıkça doğrulamaktadır. Bu beyanlar karşısında iktisap sağlayıcı bir zilyetliğin varlığı kabul edilemez. Hal böyle olunca dava konusu 101, 131 sayılı parselin batıda bulunan Hayıtlı dere sınırı sabit sınır kabul edilerek 11.031 metrekare miktarındaki bölümün ifrazen kayıtlı malikleri adına, geri kalan bölümü ile 101 ada 128 sayılı parselin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan 101 ada 129 parsele ilişkin itirazından davacı feragat etmiş ve bu husus usulen belgelendirilmiştir. Kadastro hakimi itirazlı parsellerle ilgili olarak sicil oluşturmakla yükümlüdür. Feragat nedeniyle davanın reddine ve ilgili taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken parselle ilgili hüküm kurulmaması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, 06.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy