(1086 S. K. m. 34, 35) (4721 S. K. m. 6) (3402 S. K. m. 30) (7201 S. K. m. 16, 17) (Tebligat Tüzüğü m. 22, 23)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği Görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 116, 117 parsel sayılı 96750, 3339250 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve fen bilirkişinin 25.1.1996 tarihli ifraz krokisinde belirtildiği şekilde 210625 metrekarelik kısmın davalılara ait 116 ve 117 nolu parsellerden ifraz edilerek 2/5 payın Mehmetoğlu Halil, 3/5 payın muris Mehmet mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı İbrahim'in temyizi üzerine 28.5.1996 tarih, 1996/2614 esas, 2549 karar sayılı ilam ile özetle; eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiği belirtilerek bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 116 parselin tamamı ile 117 sayılı parselin fen bilirkişinin 1.6.2001 tarihli raporunda ve krokisinde A harfi ile gösterilen 1515540 metrekarelik kısmın Mehmet mirasçılarının kendi aralarında yaptığı taksim ve veraset ilamı birlikte değerlendirilerek adlarına payları oranında tesciline karar verilmiş; karar Fatma ve arkadaşlarının temyizi üzerine yeniden Dairemizin 24.10.2002 tarih 9865 esas, 10890 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bu aşamada davacı Hikmet vekili Avukat M.Z.S., 1991/5 esas 1996/3 karar sayılı ilamın, adına yapılan ilk tebligatının usulsüz olduğu Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca kararın kendisine usulen tebliği gerektiği, muttali olduğu 7.3.2003 tarihinin temyiz süresinin başlangıcı olduğuna dayanarak 26.1.1996 tarihli hükmü temyiz etmiştir. Ayrıca Halime ve arkadaşları vekili olarak da temyiz etmiş, davalı Hüsamettin ise aleyhine verilen reddi hâkim kararını temyiz etmiştir.
1- Davacı Hüsamettin, 7.4.2003 tarihli dilekçesi ile yerel mahkeme hâkimi hakkında reddi hâkim isteğinde bulunmuş ve mahkemece isteğin reddine karar verilmiş, bu karar 7.4.2003 tarihli dilekçe ile temyiz olunmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 34/2 ve 5. maddeleri uyarınca red isteminin dayandığı durum ve olaylarla ilgili delillerin bildirilmesi ve açıkça gösterilmesi zorunludur. Reddi hâkim sebepleriyle ilgili deliller açıkça bildirilmediğinden anılan Yasa'nın 35/2. maddesi gereğince reddi hâkim isteğinin mahkemece geri çevrilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle reddi hâkim isteminin reddine ilişkin kararın onanması gerekmiştir.
2- Esasa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Temyiz istemi Viranşehir 1. Kadastro Mahkemesi'nin 26.1.1996 tarih 1991/5 esas ve 1996/3 sayılı kararına ilişkindir. Hikmet ve arkadaşları vekili Avukat M.Z.S. 13.3.2003 tarihli dilekçesiyle kararın kendisine usulen tebliğ olunmadığını, tebligat yapılan Şeyhmuz'un işçisi olmadığını ve yanında çalışmadığını, yapılan tebligatın usulsüz bulunduğunu ileri sürmüştür. Avukat M.Z.S. yargılama sırasında Hikmet adına dosyaya vekaletname ibraz ederek davaya vekil olarak katılmıştır. Ancak; yargılama sırasında Avukat M.Z.S.'nin Mehmet'in diğer mirasçılarına izafeten dosyaya vekaletname ibraz etmediği ve vekil olarak onlar adına işlem yapmadığı yargılama tutanaklarından anlaşılmıştır.
Temyize konu olan kararın Hikmet vekili Avukat M.Z.S.'nin işçisi olduğu belirtilen Şeyhmuz'a, diğer Mehmet mirasçıları adına çıkartılan tebligatların ise aynı çatı altında oturduğu belirtilen Hikmet'e yapıldığı saptanmıştır.
Dairemizin geri çevirme kararı üzerine yerel mahkeme tarafından yaptırılan zabıta araştırmasında Mehmet mirasçılarının Hikmet'le birlikte aynı çatı altında oturmadığı, adına tebligat yapılan Şeyhmuz'un Avukat M.Z.S.'nin yanında işçi olarak çalışmadığı bildirilmiştir. Ayrıca, Şeyhmuz'un sigortalı olmadığı ve Viranşehir ilçesinde bu adda kimsenin bulunmadığı sigorta ve Nüfus Müdürlüğü yazılarıyla belirlenmiştir.
Medeni Kanun'un 6. maddesi uyarınca resmi belgeler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Resmi tebligat belgelerinin aksi aynı güçteki resmi belgelerle sabit olmuştur.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17 ve Tebligat Tüzüğü'nün 23. maddeleri uyarınca daimi memur ve işçiye yapılan tebligatlar geçerlidir. Ancak, Avukat M.Z.S. adına yapılan tebligatta belirtilen Şeyhmuz'un bu kişinin işçisi olmadığı saptandığına göre vekil adına yapılan tebligat usule uygun değildir.
Tebligat Kanunu'nun 16 ve Tebligat Tüzüğü'nün 22. maddesi uyarınca aynı çatı altında oturan aile efradına yapılan tebligatlar geçerlidir. Ancak, Mehmet'in tüm mirasçıları adına çıkartılan tebligat aynı çatı altında oturdukları belirtilerek Hikmet'e yapılmış ise de, mirasçıların bu kişi ile beraber aynı çatı altında oturmadıkları belirlendiğinden bu tebligatlara da değer verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince usulsüz tebligatlarda muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabulü zorunludur.
Avukat M.Z.S., 7.3.2003 tarihinde Hikmet vekili olarak tebligata muttali olduğunu bildirmiştir. Temyiz dilekçesini ise 13.3.2003 tarihinde vermiştir. Bu nedenle Hikmet adına yapılan temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekmiştir.
Mehmet'in diğer mirasçılarına 16.7.2003 tarihinde önceki tebligatların usulsüz olması nedeniyle 16.07.2003 tarihinde yeniden tebligat yapılmış, vekil sıfatıyla M.Z.S. tarafından vekaletname eklenerek 22.7.2003 tarihinde yasal süresi içinde temyiz dilekçesi verilmiştir.
Bu olgular nedeniyle Mehmet mirasçılarının temyiz dilekçelerinin kabulü ile bu kişiler yönünden de temyiz incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
Temyiz istemi çekişmeli 116 ve 117 sayılı parsellere yöneliktir. Taraflar tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Mahkemece tarafların dayandığı tapu kayıtları gereği gibi uygulanmamış, kayıtların revizyonları usulen araştırılmamış, dava konusu parselleri çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanakları getirtilmemiş, kayıtların sınırlarının niteliği saptanmak suretiyle kapsamları belirlenmemiş, taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmamış, tarafların vergi kayıtları bulunup bulunmadığı sorulmamış, vergi kayıtları varsa tesis ve tedavülleriyle birlikte getirtilmemiş, kayıtların revizyon görüp görmediği sorulmamış, gerek tapu kayıtlarının ve gerek vergi kayıtlarının miktar mevki sınır yüzölçümlerinde değişiklik olup olmadığı, değişiklik varsa haklı nedene dayanıp dayanmadığı sorulmamıştır. Dava Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılması nedeniyle kadastro hâkimi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca gerçek hak sahipleri adına tescile karar vermekle yükümlüdür. Eksik incelemeyle hüküm kurulması isabetsizdir. Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde deliller toplanarak ve tarafların beyanları da dikkate alınarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyize konu olan Viranşehir 1. Kadastro Mahkemesi'nin 1991/5 esas ve 1996/3 sayılı kararının bu nedenlerle temyiz eden kişiler yönünden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Dairemizin 24.10.2002 gün, 2002/9865 esas ve 2002/10890 sayılı kararının üçüncü sahifesinin son fıkrasında Mehmet mirasçıları tarafından yerel mahkemenin 26.01.1996 gün, 1991/5 esas ve 1996/3 sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği ve diğer taraflar yararına usulü müktesep hak oluştuğu kabul edilmişse de, sözü edilen kararın vekil ile duruşmada temsil edilmeyen diğer Mehmet mirasçılarına da usulen tebliğ olunmadığı saptanarak kararın bozulmuş olması nedeniyle dayanaksız kalan bu kararın ortadan kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Reddi hâkim isteminin geriye çevrilmesine ilişkin istemin reddine dair karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan ONANMASINA,
2- Yerel mahkemenin 26.1.1996 gün 1991/5 esas ve 1996/3 sayılı kararının Mehmet mirasçıları yönünden de BOZULMASINA,
3- Dairemizin 24.10.2002 gün ve 2002/9865 esas 2002/10890 sayılı kararının üçüncü sahifesindeki son fıkranın Yargıtay ilamından çıkartılmasına, 02.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy