(3402 S. K. m. 16)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 55 parsel sayılı 4829.15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 101 ada 12 ve 13 parsellere uygulanan kayıt miktar fazlası olarak çayır vasfı ile orta malı olarak tespit edilmiştir. Davacılar R.Ş. ve S.B., yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyet1iğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin 1/2 hisseler oranında davacılar R.Ş. ve S.B. adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığı, kamu orta malı mera vasfı taşımadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davaya konu 55 sayılı parsel davacı adına tespit edilip kesinleşen 12 ve 13 no lu parsellere uygulanan 937 tahrir yıllı ve 95 tahrir numaralı vergi kaydının bu yönü mera okuması nedeniyle mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacının dayandığı anılan vergi kaydının davacı adına tespit edilip kesinleşen 12 ve 13 sayılı parsellere ait olduğu ve davalı parsel yönünü mera okuduğu mahallinde yapılan uygulama ile belirlendiği gibi, eylemli durumda taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mera'ya bitişik olduğu ve bir kısım komşu parsellere uygulanan kayıtların da davalı parsel yönünü mera okuduğu saptanmıştır. Mera hududu genişletilmeye elverişli hudutlardan olup, mera'ların zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Her ne kadar arazi başında dinlenen bilirkişi ve tanıklar taşınmazların tarım arazisi olduğunu ve 40 yılı aşkın süredir davacı tarafça sürülüp ekildiğini ifade etmişlerse de; resmi kayda ve özellikle davacının kendi dayandığı kayda aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Hal böyle olunca; davacının davasının reddine, taşınmazların tespitte olduğu gibi mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.9.2003 tarihide oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy