(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Kadastro sırasında 112 ada 98 parsel sayılı 1157.41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz uzun yıllar önce terk edilip, kimsenin zilyedliğinde olmaması nedeniyle hali arazi vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Sevim Cura, yasal süresi içinde irsen ve taksimen intikal ile kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Sevim Cura vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Mahkemece nizalı taşınmazın amacına uygun şekilde kullanılmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 14. maddesi şartlarının gerçekleşmediği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; dinlenen bilirkişi ve taraflar taşınmazın davacının babası tarafından badem ağacı dikilmek ve mahsûlü kaldırmak suretiyle zilyed edinildiğini, 1950'li yıllarda öldükten sonra taşınmazın bakımsız kaldığını, mirasçılar arasında yapılan taksimde davacıya düştüğünü, davacının da badem ağaçlarını kestiğini, arazinin verimsiz olması nedeniyle bir müddet kullanmadığını beyan etmişlerdir. Uzman ziraatçı bilirkişi taşınmazın üzerinde 40-50 yaşlarında 38 adet badem ağacı kökünün mevcut olduğunu tespit etmiş, bu durum bilirkişi ve taraf beyanlarını doğrulamıştır. Nizalı taşınmaz üzerinde zilyedlikle mülk edinme koşulları gerçekleştikten sonra bir müddet bakımsız bırakılması ve kullanılmaması zilyedliğin terki anlamına gelmez.
Sonuç: Bu itibarla taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün bozulmasına 22.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy