(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 1284 ada 130 parsel sayılı 1491 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı ve 7367 sayılı Yasa nedeniyle G Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiştir. Davacı Hasan tarafından açılan tespite itiraz davasında G 2.Asliye Hukuk Mahkemesince 29.3.1966 tarihinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, tescil hükmü kurulmadığından 1284 ada 130 sayılı parselin tapu kaydında malik hanesi açık kalmıştır. Bu kez davacı Hayri, Asliye Hukuk Mahkemesinde irsen intikal ve zilyetliğe dayanarak tescil davası açmış, mahkemece dava görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin Ş Belediye Başkanlığı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma hükme yeterli bulunmamaktadır. Nizalı taşınmaz yitik kişilerden Hazineye kaldığı ve Hazinenin vergi kaydı bulunduğu nedeniyle ve 7367 sayılı Yasa gereğince Belediye adına tespiti yapılmıştır. Her ne kadar mahkemece Hazineye ait vergi kaydı kapsamında kalan yerlerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceği kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da; bu kabul şekli usul, yasa ve uygulamaya ters düşmektedir. Taşınmaz kaçak ve yitik kişilerden kalmamışsa Hazine adına vergide kayıtlı bulunması zilyetlikle iktisaba engel değildir. Bu itibarla vergi kaydının tesis nedeninin ve taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığının araştırılması gerekir. Mahkemece yapılacak iş Hazineye ait vergi kaydının revizyon gördüğü parselleri çevreleyen civar parsel tutanak ve dayanakları getirtilerek nizalı taşınmaz yönünün nasıl okunduğu, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı hususunda tanık ve bilirkişi beyanları alınarak doğruluğu bu kayıtlarla denetlemek, zilyetliğin başlangıç tarihini tespit etmek ve sonucu dairesinde bir hüküm kurmaktan ibarettir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 18.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy