(3402 S. K. m. 12/3)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 292, 293 parsel sayılı 56.625 ve 71.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, harici satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tespit edilmiş süresi içinde Hazinenin itirazı üzerine bir kısmı Hazine adına ifraz edilerek 292 ve 293 nolu parsellerin 42.150 ve 56750 metrekare olarak davalılar adlarına tesciline tapulama komisyonunca karar verilmiştir. Davacılar çekişmeli parsellere komşu 291 nolu parselin maliklerinden olduklarını, 21.200 metrekarelik yerlerinin davalılar adlarına tespit gören çekişmeli parseller içinde kaldığını ve tapu kayıtlarının bulunduğunu iddia ederek dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsellerin 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca 1975 yılında davalılar adlarına tespiti yapılmış, Hazinenin itirazı üzerine tapulama komisyonunun 3.7.1979 tarihli kararıyla parsellerin ifrazına karar verilmiş ve tapulama komisyonu kararı Hazineye 30.5.1990 tarihinde tebliğ edilmiş ve komisyon kararı 29.6.1990 tarihinde kesinleşmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince kanunda öngörüldüğü gibi hak düşürücü süre tutanakların kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıldır. Tutanağın itirazlı olması ve komisyon kararı uyarınca kesinleşmesi nedeniyle kesinleşme tarihi olarak 1990 yılının kabulü zorunludur. Mahkemenin kabul ettiği tarih tapulama komisyonunun karar tarihidir. Komisyon kararları 7201 sayılı Kanun uyarınca tebliğ edilmedikçe kesinleşmez. Bu nedenle davanın yasal süre içinde açıldığının kabulü gerekir. Tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm delillerin toplanarak uyuşmazlığın esastan çözümlenmesi gerekirken davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy