(3402 S. K. m. 14, 21)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; Duruşma için belli edilen 15.10.2002 gün ve saatte temyiz eden taraftan gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili geldi. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Tapulama sırasında 1776 parsel sayılı 49900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kayıtları ve harici taksim nedeniyle Mümin ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Tapulama Komisyonu Fethiye'nin itirazının reddine, ancak tespit tapularının batı sınırının yitik kişi okuması nedeniyle tapu miktarını tespit maliklerine bırakmış, kayıt miktar fazlasından oluşan A=32850 metrekarelik bölümün Hazine adına tesciline karar vermiştir. İtirazı Komisyonca reddedilen Fethiye ve müşterekleri ile, tespit maliki Mümin ve müşterekleri ( A ) bölümünün adlarına tescili istemiyle tapu kayıtları ve zilyetliğe dayanarak komisyon kararına karşı dava açmışlar, yargılama sırasında Fethiye ve müşterekleri, diğer davacılar yararına davadan feragat etmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; tespitte uygulanan tapu kaydının nizalı bölümü yitik kişi "Arkadari" yeri okunması nedeniyle davanın reddine, taşınmazın komisyon kararı gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Mümin ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının dayandığı 24.12.1951 tarih 393 nolu tapu kaydının geldisini teşkil eden T.Sani 316 tarih 225 nolu müfrez tapu kaydının batı hududunun "Arkadari" okuması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; getirtilen Temmuz 303 tarih 425 numaralı tapu kayıtlarının tüm tedavüllerinin incelenmesinde Temmuz 313 Tarih 7 nolu müfrez tapu kaydındaki Y Arkadari yerinin tedavüller sırasında Mart 317 tarih 103 numaralı kayıtla Süleyman oğlu Mustafa ve Sait ve kızı Zübeyde Hanım'a temlik edildiği, böylece yitik kişi hududunun da sabit hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı tapusunun sınırları sabit hale geldiği gibi zilyetlikle iktisaba engel bir halin de kalmadığı anlaşılmakla Mümin ve müşterekleri yönünden davanın kabulüne, temyize konu ( A ) bölümü ile birlikte nizalı 1776 sayılı parselin tamamının davacı Halil varisleri adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 2.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy