(3402 S. K. m. 25/1)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; "Kadastro Hakimi dava konusu ile sınırlı olmak üzere 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 25/1. maddesi gereğince miras uyuşmazlıklarını çözmekle görevlidir. Mahkemece Ahmet'ın mirasçılarının doğru olarak belirlenerek, mirasçılar arasındaki pay satışı iddiaları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi, taşınmaz üzerindeki ev ve ağaçların ve muhdesatların Yusuf mirasçılarına ait olduğu bildirildiğinden, muhdesatların sahibinin kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin kök muris Ahmet mirasçıları ve Şerife hissesinin müdahil Mustafa adına tesciline, üzerindeki ev ve narenciye ağaçlarının davacı Yusuf mirasçılarına ait olduğunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar Makbule ve Ahmet, müdahil Abdullah ile Şerife mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, bozma gereklerine uygun olarak araştırma yapılarak hüküm kurulduğuna ve kararda yazılı gerektirici nedenlere, önceki kararı temyiz etmeyen tarafın aynı mahiyetteki sonraki kararı temyiz etmesi mümkün bulunmadığına göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, miras bırakan Ahmet 1941 yılında vefat etmiş olup, terekesi iştirak halinde mülkiyet şeklinde mirasçılarına intikal etmiştir. İştirak halinde mülkiyette iştirakçilerin miras şirketine dahil olmayan kişilere yaptığı satım işlemi miras şirketini bağlamaz. Bu nedenle satımdan söz edilerek Şerife İbik payının Mustafa Selçuk adına tesciline karar verilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca; Davalı Mustafa payının iştirak halinde mülkiyet şeklinde Şerife adına tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy