(3402 S. K. m.14, 16/D)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Hazine vekili ile aleyhine temyiz istenilen Cuma vekili geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 115 ada 40 parsel sayılı 17.485.92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 3573 sayılı Yasa uyarınca 1954 yılında zeytincilik parseli olarak tahsis edilen yerlerden bulunması, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın öncesinin orman olduğuna ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinilemeyeceğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgisinin olmadığı, Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının davaya konu parseli kapsamadığı ve davalı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, öncesinin çalılık ve fundalık iken kadastro tespitinden 40 yıl önce davalı tarafça imar-ihya suretiyle önce tarla, sonra zeytinlik haline getirildiği, taşınmazın kamu yararına tahsis edilen veya orman sayılan yerlerle ilgisinin bulunmadığı tespitten önceki davalı taraf zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla cereyan etmiş olup 20 yılı aşkın süreye ulaştığı mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir. Bu konularda taraflar arasında bir uyuşmazlıkta bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu taşınmazın mütegayyip eşhastan kalıp kalmadığı ve Hazinenin dayanağı oluşturan tapu kayıtlarının bu yeri kapsayıp kapsamadığı konusundadır.
Çekişmeli taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı adına tespit edilmiş, Hazine taşınmazın yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olduğu ve dayanılan tapu kayıtlarının bu yere ait bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır. Hazine çok sayıda tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece taşınmazın yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olup olmadığı yeterli şekilde araştırılmadığı gibi, Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının hangi tarih ve numaralı tapu kaydı olduğu davacı Hazineden sorulup bu tapu kaydı mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiştir. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle davaya konu parseli dıştan çevreleyen tüm taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosyaya konulmalı, davacı Hazineden hangi tapu kaydının bu parsele ait olduğu hususunda açıklayıcı bilgi alınıp, uyduğu iddia edilen kayıt, ihdasından itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip dosyaya konulduktan sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında Hazinenin numarasını bildirdiği dayanak tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleri ile birlikte okunup hudutları yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, dayanılan tapu kaydının taşınmazın tespit gördüğü köyde veya komşu köylerde revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulup saptanmalı, kaydın gayri sabit hudutlu olması halinde sabit hudutlardan başlamak üzere miktarı kadar yer ayrılıp bu bölümün tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilmelidir. Arazi başında dinlenecek bilirkişi ve tanıklardan davaya konu taşınmazın öncesinin ne durumda bulunduğu, Hazine tarafından üçüncü şahıslara tapuyla temlik edilen yerlerden olup olmadığı, temlik edilmişse kime hangi tarihte temlik edildiği etraflıca sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilip ayrıntılı rapor alınmalı, yapılan uygulama sonunda taşınmazın dayanılan tapu kaydı kapsamında kalması halinde zilyetliğe değer verilemeyeceği, aksi halde mülk edinme şartlarının davalı yararına gerçekleştiği kabul edilerek belirlenecek duruma göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 375.000.000 TL. vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak, duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davacı Hazineye verilmesine 21.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy