(3402 S. K. m. 13/B-b, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 104 ada 32 parsel sayılı 18019,34 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı Mustafa mirasçıları adlarına miras payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Ebubekir vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın Osman'a ait iken ölümü ile mirasçılar arasında yapılan taksimde Mahmut ve Mustafa'ya isabet ettiği, bu ikisi arasındaki mülkiyetin iştirak halindeki mülkiyet hükümlerine tabi olup Mahmut'un 9.1.1986 tarihli senet ile Ebubekir'e yaptığı satışın hukuken hüküm ifade etmediği gerekçe gösterilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davaya konu 32 nolu parsel ile dava dışı 33 numaralı parselin geçmişte bir bütün olup Osman'a ait bulunduğu, Osman'ın ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan taksimde 32 ve 33 numaralı parsellerin Mahmut ve Mustafa'ya isabet ve intikal ettiği, iki kardeş arasında yapılan taksimde taşınmazın ikiye bölünüp 33 numaralı parselin Mustafa'ya, davaya konu 32 numaralı parselin Mahmut'a isabet ettiği Mahkemece yapılan keşifte bilgisine başvurulan mahalli bilirkişi Halil ve tanıklar Hasan, Mithat, Ali'nin beyanları ve tespit tutanağının edinme sebebi sütunundaki bilgilerden ve 33 sayılı parselin Mustafa adına tespit edilip kesinleşmesinden anlaşılmaktadır. Çekişmeli parselin tapuda kayıtlı olmadığı, Osman terekesinin taksim edildiği ve davaya konu parselin Mahmut'a isabet ettiği ve Mahmut'un taşınmazı 9.1.1986 tarihinde davalı Ebubekir'e satıp zilyetliğini devrettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Osman'ın terekesi taksim edildiğine göre iştirak halinde mülkiyetten söz edilemez. Ayrıca tapuda kaydı bulunmayan taşınmazın 9.1.1986 tarihli senet ile satılıp zilyetliğin devir edilmesiyle de mülkiyet davalı Ebubekir'e geçmiştir. İlk malik Mahmut'un bu tarihten sonra ve 4.2.1986 tarihinde Mustafa'ya yaptığı satışın mülkiyetin daha önce Ebubekir'e devir edilmiş olması nedeniyle hukuki bir sonuç doğurması mümkün değildir. Hal böyle olunca Mahmut'un 9.1.1986 tarihinde davalı Ebubekir'e yaptığı satışa değer verilip taşınmazın Ebubekir adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy