(3402 S. K. m. 13) (4721 S. K. m. 996)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 559 ada 4 parsel sayılı 133.57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, hisse satışı, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Kadastro Komisyonu tarafından İsmail Hakkı mirasçıları ve Rukiye, Mustafa adına tespit edilmiştir. Ali süresi içinde taşınmazın iştirak halinde babası Mehmet mirasçılarına ait olduğuna, bir kısım mirasçılar satış yapsa bile geçersiz olduğuna dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacının murisi Mehmet mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı İsmail Hakkı mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın davacı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı tartışmasızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmazın tapu dışı yolla davalı tarafa satılıp satılmadığı ve dayanılan tapu kaydının hukuki geçerliliğini koruyup korumadığı noktasındadır. Taşınmaz davacıların miras bırakanı Mehmet adına tapuda kayıtlıdır. Kayıt malikinin 25.6.1963 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Bir kısım mirasçılar taşınmazı 2.11.1970 tarihinde davalıların miras bırakanı İsmail Hakkı'ya satarak zilyetliklerini devir ve teslim etmişlerdir. Senet münderecatı karşısında zilyetliğin davalı tarafa devir ve teslim edildiğinin kabulü ve o tarihten sonra malik sıfatıyla sürdürüldüğünün kabulü zorunludur. Tapu kaydı intikal görmemiştir. Malikin ölüm tarihinden tespit tarihine kadar davalı tarafın zilyetliğinin 20 yılı aşkın süre sürdüğü ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinin davalılar yararına gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Zilyetlikle iktisap için davalıların iyi niyetli olması zorunlu olmadığı gibi, mirasçıların tamamının satmaması da sonuca etkili değildir. Hal böyle olunca davanın reddine ve taşınmazın Tapulama Komisyonunun kararında belirtildiği şekilde tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy