(1086 S. K. m. 45) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 26 ve 27 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduklarından malik haneleri ve yüzölçümü haneleri açık olarak; 101 ada 25, 102 ada 56 ve 110 ada 4 parsel sayılı 11.153.49, 161.95 ve 103.91 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydı, satın alma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacılar (k.davalılar) R. Bahadır ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacılar (k.davalılar) R. Bahadır ve arkadaşları 26 ve 27 parseller için vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; davacı Hazine, yasal süresi içinde 25, 56 ve 4 nolu parseller için bu parsellere tespit sırasında uygulanan vergi kaydının miktar fazlasının zilyetlikle kazanılamayacağına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, 25, 56 ve 4 parsel sayılı taşınmazların mera vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline; 26 ve 27 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi otlak vasfı ile özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar (k.davalılar) R. Bahadır ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mera oldukları kabul edilmek suretiyle davaların reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun olmadığı gibi araştırma ve inceleme de yeterli bulunmamaktadır. Yapılan değerlendirme ve celp edilen dosyanın incelenmesi sonunda bu dosyada davaya konu edilen bir kısım taşınmazların Kadastro Mahkemesinin 2000/20 esas sayılı dosyasında da davalı olup söz konusu dosya üzerinden yapılan yargılama sonunda Kadastro Mahkemesinin 2000/20 esas, 2004/13 sayılı ilamı ile karara bağlandığı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda; Dairenin 2.11.2004 tarih 2004/2946-4030 sayılı ilamı ile bozulup mahalline iade edildiği anlaşılmaktadır. Aynı parseller hakkında birden fazla dava bulunduğuna göre; yargılamanın kısa zamanda, az masrafla ve en doğru şekilde bitirilebilmesi için davaların birleştirilerek yürütülmesi gerekir. Mahkemenin bu hususu nazara almadan yargılama yapıp sonuca varması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 04.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy