(4721 S. K. m. 996, 527)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 158 ada 2, 157 ada 2 parsel sayılı 212.51, 315.70 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Kazım adına tespit edilmiştir. Davacı Halil, yasal süresi içinde davalının damadı olup, taşınmazların satın alma yolu ile kendisine ait olduğu, davalının içgüveysi olarak gelmesi nedeniyle taşınmazları kullanmasına izin verdiğinden taşınmazların adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişme konusu 158 ada 2, 157 ada 2 parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Halil vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların davacı tarafından davalıya bağışlandığı ve bu suretle mülkiyetin davalıya ait olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazların davacıya ait olduğu, taşınmaz üzerindeki evin taraflarca birlikte yaptırılıp davalının davacının damadı olması nedeniyle birlikte ikamet ettikleri hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki anlaşmazlık, öncesi davacıya ait olan taşınmazların davalıya bağışlanıp bağışlanmadığı konusundadır. Davacı, taşınmazın kendisine ait olup bu yerleri 3. şahıslardan satın aldığını iddia etmiş bu iddiasını da ispatlamıştır. Davalı, taşınmazların davacı tarafından kendisine bağışlandığını ve bu nedenle mülkiyetin kendisine geçtiğini bildirdiğine göre bağışlama olgusunun ispatı davalıya aittir. Dinlenen bilirkişi ve tanıkların hiç birisi bağışlama konusunda bilgi vermemişlerdir. İspat külfeti davalıya ait olduğu halde davacının bağışı ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca; davalı tarafa bağışlama ile ilgili varsa delillerini bildirmesi için süre verilmeli, bildirilecek deliller celp edilip değerlendirilmeli, gerektiğinde tespit bilirkişileri dinlenilip bağışlama konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy