(3402 S. K. m. 7, 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 120 ada 26 parsel sayılı 17558 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Durmuş adına tespit edilmiştir. Davacı Durmuş, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın Ömer, Yusuf ve Mehmet'e ait olup adlarına tespiti gerektiği iddiaları ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin 16.6.2004 tarihli bilirkişi ek raporunda ( A ) ile gösterilen 1005 metrekare kısmının davalı, geri kalan kısmının Ömer, Yusuf ve Mehmet mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekilleri tarafından ( A ) kısmı yönünden temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın krokide ( A ) harfiyle gösterilen 1005 metrekarelik kısmının 14.9.961 tarihli satış senedi kapsamında kaldığı ve Durmuş'a ait olduğu düşüncesiyle bu bölümün davalı, taşınmazın geri kalan bölümlerinin de davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de; taşınmazın temyize konu edilen ( A ) bölümü ile ilgili olarak yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın başında icra edilen keşiflerde dinlenen bir kısım mahalli bilirkişi ve tanıklar taşınmazı Hacı yeri olarak bildiklerini ve Hacı mirasçılarının tasarrufu altında bulunduğunu, davacının dayanağını oluşturan 14.9.961 tarihli satış senedinin taşınmaza uymadığını, Durmuş'un satın aldığı yerin Ankara yolunun altında bulunan taşınmaz olduğunu ifade ederlerken, bir kısım tanıklar davalının dayandığı satış senedinin taşınmazın krokide ( A ) harfiyle gösterilen bölümünü de kapsadığını ve bu bölümün davalı tarafından tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Aynı yer hakkında yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu açıktır.
Mahkemece bu çelişkinin giderilmesine çalışılmadan hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, senedin mahalline doğru olarak uygulanıp kapsamının belirlenmemesi, uygulamada senet tanıkları, muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerinin bilgisinden yararlanılmaması, ayrıca Kara Yolları Genel Müdürlüğünün yaptığı kamulaştırma ile ilgili olarak düzenlenen haritanın ve eki olan idari evrakların uygulanıp kapsamının belirlenmemesi ve davaya konu taşınmazdan istimlak edilen alan var ise bu alan için taraflara ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmemesi de isabetli değildir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; çekişmeli taşınmazı kenardan çevreleyen tüm parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgelerle, kamulaştırma haritaları ve ekleri getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra edilmelidir.
Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında kamulaştırma haritası ve ekleri 14.9.961 tarihli satış senedi etraflı şekilde uygulanıp kapsamları belirlenmeli ve davalının satın aldığı taşınmazın neresi olduğu kesinlikle tespit edilmelidir. Kayıtların kapsamı tespit edilirken tahkikat evraklarında ve satış senedinde ismi yazılı tüm şahıslar tanık sıfatıyla dinlenilip uygulanan kayıt ve senetlerin kapsamı, içeriği ve taşınmazın tamamının veya bir bölümünün kim veya kimler tarafından kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, mahkemece tespit edilen bilirkişi ve tanık beyanlarının zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye kamulaştırma haritasının ve satış senedinin kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yargılama sırasında dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki, taşınmazın başında icra edilecek keşifte yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy