(3402 S. K. m. 14)
Dava : Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 73 parsel sayılı 449150 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek "malik" hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı Ali mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, davalı tarafın dayanağını oluşturan T.evvel 1942 tarihli 19 numaralı tapu kaydı ve 1938 tahrir yıllı 19 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının da davalı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davacı Hazinenin davasının reddine ve davaya konu parselin davalı mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmaz tespite esas olan T.evvel 1942 tarih 19 numaralı tapu kaydı ve 938 tahrir yıllı 19 tahrir numaralı vergi kaydına dayanılarak davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, Temmuz 39 tarih 23 numaralı tapu kaydı ve tedavüllerine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece tapu kayıtlarıyla tedavülleri ve tespite esas olan vergi kaydı getirtildiği halde mahalline yeterli şekilde uygulanmamış, kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilip teknik bilirkişiye yerel bilirkişi beyanına dayalı kroki düzenlettirilmemiş ve bu suretle dayanılan kayıtların kapsamı kesin olarak belirlenmemiştir. Ayrıca tüm komşu parsellerin ve özellikle Hazine tapusunun kapsadığı iddia olunan 71 numaralı parselin tutanağı ile dayanakları getirtilmediği için uygulamada bu bilgilerden de istifade edilmemiştir.
Bundan ayrı olarak davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu ve vergi kayıtlarının hudutlarının taşıdığı özellik, bu hudutların zaman içerisinde yer değiştirip değiştirmediği bir diğer ifade ile davalı tarafın dayandığı kayıtların hudutlarının değişebilir nitelikli olup olmadığı hususu üzerinde durulmamış, kayıtların hudutlarının değişebilir nitelikte olması halinde miktarlarıyla geçerli olup, kayıt miktar fazlası üzerindeki zilyetliğin yasada öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı, zilyetlik yasada öngörülen şartları taşıyor olsa dahi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlamanın nazara alınıp alınmayacağı tartışılmadan hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez.
Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davaya konu 73 numaralı parsele komşu tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleriyle dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında davacı Hazine'nin dayandığı tapu kaydıyla davalının tapusu ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup kayıtlarda yazılı hudutlar bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, dayanılan vergi kaydı okunup kapsamı belirlenmeli, kayıtlarda yazılı olup bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanıp bu suretle kayıtların kapsamı kesin olarak belirlenmelidir. Dinlenecek yerel bilirkişi taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, tarafların dayandığı kayıtlardaki hudutların değişir nitelikte olup olmadığı ve bu hudutların taşıdıkları özellik etraflıca sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık beyanlarının zemine uygunluğu celbedilen komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.
Beraberde götürülecek teknik bilirkişiye yerel bilirkişilerin zeminde gösterdikleri kayıt hudutlarını krokide belirtir keşfi takibe imkan verir ve taşınmazın hudutlarının özelliklerini gösterir kroki düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütununda yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalıdır.
Belirtilen şekilde soruşturma yapılıp deliller toplandıktan sonra tarafların dayandığı tapu kayıtlarının çakıştığı saptandığından eski tarihli ve sahih esaslı kayda değer verilmesi gerektiği nazara alınmalı, Hazine tapusunun taşınmazı kapsamadığı davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu ve vergi kayıtlarının aynı parsele ait olduğunun belirlenmesi halinde bu kayıtların hudutlarının sabit olması halinde hudutlara değer verilmesi, aksi halde miktarı fazla olan kayda değer verilip kayıt miktar fazlasının iktisabı yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlamanın nazara alınıp buna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının sabit hudutlu olup olmadığı araştırılıp tartışılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davacı tarafça men'i müdahale talebiyle birlikte ecrimisil istendiği halde davacının ecrimisil talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine tevdiine karar verilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 31.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy