(3402 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 143 ada 38, 222, 226 parsel sayılı 33518.98, 183.23, 3650.42 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 222 parsel taşlık vasfı ile orman kadastro komisyonunca orman dışına çıkarılması nedeniyle Hazine adına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 38 parsel ölü Süleyman, 226 parsel Mehmet adına tespit edilmiştir. Davacılar yasal süresi içinde irsen intikal, tapu kaydı, vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile tespit maliklerinin kiracı, ortakçı sıfatı ile zilyet bulundukları iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişme konusu 143 ada 38,222 ve 226 parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın verilen süre içinde dava sebep ve delillerini bildirmediği ve 222 sayılı parselde husumetin yanlış tevcih edildiği gerekçe gösterilip tüm parseller hakkındaki davaların reddine ve tespit gibi tesciline karar verilmiş isede, değerlendirme yasaya ve dosya kapsamına aykırı bulunmaktadır.
1- Davaya konu 143 ada 222 sayılı parsel 6831 sayılı Yasa'nın değişik 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılan yerlerden olduğundan bahisle Hazine adına tespit edilmiş, davacı 15.5.2001 tarihli dilekçesi ile Mehmet, Süleyman ve Nuri'yi hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Kadastro Mahkemelerinde dava tespit maliki, şayet komisyonca malik değiştirilmişse komisyonca adına tespit yapılan kişi veya kişiler aleyhine açılır. Olayda tespit Hazine adına yapıldığı halde dava başka kişiler aleyhine açılmıştır. Bu durumda 222 sayılı parsel hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu husus kararın gerekçe bölümünde açıklandığı halde hüküm fıkrasında red sebebinin belirtilmemesi ve işin esastan reddi sonucunu doğuracak ifadeler kullanılması doğru değildir.
2- Mahkemece diğer parseller hakkındaki davanın, verilen süre içerisinde davacı tarafın dava sebep ve delillerini bildirmediğinden bahisle reddine karar verilmiş isede; bu konuda da değerlendirme yasaya uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28. maddesinde "Davacı gerçek ve tüzel kişiler, dava sebep ve delillerini dilekçelerinde bildirmek zorundadır. Dilekçede bu husus bildirilmemiş ise, hakim gönderilecek davetiye ile dava sebep ve delillerini bildirmesini davacıya tebliğ eder. Davacı, ilk duruşma oturumuna kadar da dava sebep ve delillerini dilekçe ile veya ilk oturuma gelmek suretiyle bildirmez ise, Hakim davanın açılmamış sayılmasına ve tespit gibi tescile karar verir. Bu hüküm davetiyede açıkça belirtilir" hükmü yer almıştır. Mahkemenin hükmüne esas olan 28.4.2003 tarihli ara kararı ve bu ara kararına dayanılarak çıkarılan davetiyenin yasanın öngördüğü unsurları ihtiva etmediği çok açık olduğu gibi, davacı taraf dava sebep ve delillerini dilekçe ile de bildirmiştir. Bu durumda taraflarca bildirilen ve bildirilecek olan tüm deliller toplanıp gerekli değerlendirmenin yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece yasaya uygun olmayan ihtara dayanılarak taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Temyiz itirazları yukarda yazılı nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy