(1086 S. K. m. 366) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 407 ada 2 parsel sayılı 22040.22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacı davasının reddine, müdahiller davasının kısmen kabulü ile çekişmeli taşınmazın 18.10.2004 tarihli bilirkişi raporunda (A, G, F, H) harfleri ile gösterilen kısımların verasette iştiraken müdahil davacılar, (B, C, D, E) harfleri ile gösterilen kısımların davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının çekişmeli taşınmazda korunmayı gerektirir bir zilyetliğinin bulunmadığı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/364 esas sayılı dava dosyası ve yargılama sırasında toplanan delillerle belirlendiğine göre davacı Fikret Kahraman'ın yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı Hazinenin temyizine gelince; Mahkemece teknik bilirkişiler F.Kemal Yalçın ve Mehmet Akdeniz tarafından düzenlenen krokide (A, G, F, H) ile gösterilen bölümün müdahiller, (B, C, D, E) harfleri ile gösterilen bölümlerinde Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, söz konusu krokide (A ve G) harfleri ile gösterilen bölümler yönünden yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/364 esas sayılı dava dosyasının yargılaması sırasında teknik bilirkişi Halim İleri tarafından düzenlenen 15.6.1982 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen bölümün tepe olup kimse tarafından kullanılmadığı tespit edilmiş, Kadastro Mahkemesindeki yargılamada bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıklarda bu tespiti doğrular tarzda beyanda bulunmuşlardır. Söz konusu krokide (A) harfi ile gösterilen ve zilyetleri yararına mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilen bu bölümün Kadastro Mahkemesindeki yargılama sırasında yapılan uygulanmadan teknik bilirkişiler F.Kemal Yalçın ve Mehmet Akdeniz tarafından düzenlenen 18.10.2004 tarihli krokide (B, C, D, E, F, ve H) harfleri ile gösterilen bölüme tekabül ettiği belirlenmiş bulunmaktadır. Bu belirlemeye göre söz konusu krokide (B, C, D, E, F ve H)harfleri ile gösterilen bölümlerin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemenin krokide (F ve H) harfleri ile gösterilip üzerinde yeterli zilyetlik bulunmayan arazi bölümünün de müdahiller adına tesciline karar vermesi doğru değildir.
Müdahiller adına tescile karar verilen ve krokide (A ve G) harfleri ile gösterilen bölüme gelince; Bu bölümle ilgili olarak yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususu yeterli şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüşü ve kesintiye uğrayıp uğramadığı konusunda çelişen beyanlarda bulunmuşlardır. Mahkemece bu beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesine çalışılmamış, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmemiştir. Eksik soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için müdahil ve Hazineden iddia ve savunmaları ile ilgili tüm deliler sorulup celbedilmeli, komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra taşınmazın bu bölümü üzerinde keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı, zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, kesintiye uğramışsa ne sebeple kesintiye uğradığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, gerekirse Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/364 esasında kayıtlı dava süresinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla Kadastro Mahkemesinde dinlenen tüm şahıslar yüzleştirme yapılmak suretiyle yeniden dinlenilip, taşınmazın tasarrufu hususu açıkça ortaya konulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ile denetlenmeli, bundan sonra tüm deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy